Alevi terimleri sözlüğü
Alevi inancında, ibadetinde ve yolunda sık geçen terimlerin kısa tanımları. Terimlerin anlamı ve kullanımı ocaktan ocağa, bölgeden bölgeye değişebilir. Her tanımın kaynağı numarasıyla belirtilmiştir. Ayrıntılı maddesi olan terimlerde maddeye bağlantı verilmiştir.
A
- Abdal
- Tasavvufta evliya zümresinden sayılan eren ya da derviş için kullanılan bir addır. Anadolu'da 14. ve 15. yüzyıllarda "Rum abdalları" diye anılan derviş toplulukları zamanla Bektaşilik içinde yer almış, 18. yüzyılda abdal sözcüğü Bektaşi ile eş anlamlı kullanılmaya başlanmıştır.[1][2]
- Âl-i Abâ (Pençe-i Âl-i Abâ)
- Bir rivayete göre Hz. Peygamber'in abasının altına alarak dua ettiği Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin ile Peygamber'in kendisinden oluşan beş kişidir. Sayıları beş olduğu için "Pençe-i Âl-i Abâ" ya da "Hamse-i Âl-i Abâ" diye de anılırlar.[3]
- Alevi
- Sözlükte "Ali'ye mensup" anlamına gelir; tarih boyunca Hz. Ali soyundan gelenler ile onu destekleyen siyasi, tasavvufi ve itikadi çevreler için kullanılmıştır. Üzüm'e göre Anadolu'da daha önce Kızılbaş diye anılan topluluklar için 20. yüzyıl başlarından itibaren büyük ölçüde bu ad kullanılmaya başlanmıştır.[4][5] Maddeyi oku →
- Aşure
- Muharrem ayının onuncu gününün (Âşûrâ) ve bu günden başlayarak pişirilip dağıtılan tatlının adıdır. Üçer'e göre Aleviler arasında aşure, Muharrem orucunun bitiminde pişirilip paylaşılır.[6][7] Maddeyi oku →
B
- Baba
- Bektaşilikte bir tekkenin başında bulunan kişinin unvanıdır; Bektaşi anlatımında mürşit babadır. Dedekargınoğlu'na göre Alevilikte cem erkânını yürüten ocakzade kişilere dede ve pir yanında baba da denir.[2][8][9]
- Babağan
- Bektaşiliğin, Hacı Bektaş Veli'nin soyundan gelme şartı aranmayan koludur; kendilerini "yol oğulları" diye tanımlayan babalardan oluşur. Dedekargınoğlu'na göre bu kolda yola giren biri derviş, baba, halife baba ve dedebaba aşamalarından geçerek yükselebilir.[2][9]
- Bağlama (saz)
- Uzun saplı, perdeli ve telli bir çalgı ailesidir; adının sapa bağlanan perdelerden geldiği rivayet edilir. Anadolu ve Balkanlar'daki Alevi-Bektaşi topluluklarında cem ve muhabbet toplantılarının başlıca çalgısıdır.[10]
- Bektaşilik
- 13. yüzyılda Kalenderîlik içinde oluşmaya başlayıp 15. yüzyılın sonlarında Hacı Bektaş Veli gelenekleri etrafında Anadolu'da ortaya çıkan tarikattır. Tarikatın hiyerarşisi Balım Sultan döneminde düzenlenmiştir.[2]
C
- Can
- Yol mensupları için kullanılan addır; Dedekargınoğlu cemde bulunanlardan "canlar" diye söz eder. TDV'ye göre Mevlevîlik ve Bektaşilikte dervişler birbirine can diye hitap eder; Bektaşi tekkelerinde hizmet gören dervişler de "canlar" diye anılırdı.[12][2][9]
- Cem (âyin-i cem)
- Alevilerin temel ibadetidir; sözcük toplanma, bir araya gelme anlamına gelir. Erkân cemlerde on iki hizmetin yerine getirilmesiyle icra edilir ve uygulamanın ayrıntıları bölgeden bölgeye, ocaktan ocağa değişir.[9][5] Maddeyi oku →
- Cemevi
- Cem ibadetinin yapıldığı mekândır; cemhane de denir. Dedekargınoğlu cemevini ibadet yerinin yanında toplumsal sorunların çözüldüğü, dualı lokmaların yendiği bir meclis olarak tanımlar.[9] Maddeyi oku →
Ç
- Çelebi
- Bektaşilikte Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini ileri sürenlere verilen addır; "bel oğulları" diye de anılırlar. Balım Sultan döneminden sonra Bektaşilik, çelebiler ile soy bağını kabul etmeyen babalar arasında ikiye ayrılmıştır.[2]
D
- Dâr (dâra durmak)
- Dedekargınoğlu'na göre kişinin Hakk'ın ve topluluğun huzurunda durup benliğini ortaya koyarak teslim olmasıdır; haksızlığa uğrayan ya da hakkında şüphe bulunan kişi cemde dâra durarak meselesini dedeye anlatır. Dedekargınoğlu duruş biçimlerini Çengel dârı, Fâtıma dârı, Nesimi dârı ve Mansur dârı diye sayar; Çalapverdi Ocağı'ndan Cemal Mutluer kendi cemlerinde dâra duruş şeklinin farklı olduğunu aktarır.[9][11]
- Dârdan indirme
- Ölen bir kişi adına, geride kalanlarla helalleşmesi ve onların rızasının alınması için yapılan erkândır. Rençber'e göre can aşı erkânı ya da rızalık-helallik erkânı diye de bilinir ve Adıyaman yöresinde kurban kesilerek sürdürülür.[13] Maddeyi oku →
- Dede
- Alevilikte cem ve diğer erkânı yürüten, Peygamber soyundan geldiği kabul edilen ocakzade inanç önderidir. TDV'deki Ocak maddesine göre dedelik soya bağlı bir kurumdur ve bir dede öldüğünde yerine oğlu geçer.[5][9][14]
- Dedebaba
- Bektaşilikte Hacı Bektaş dergâhında oturan ve bütün Bektaşilerin şeyhi sayılan kişinin unvanıdır. Erdem ve Demir'in aktardığı Bektaşi anlatımına göre dedebaba halifeler arasından seçilir ve makam soydan geçmez.[2][8]
- Dem
- Erdem ve Demir'in aktardığı Bektaşi anlatımında üç yudum olarak alınan ve "aşk şarabı" diye nitelenen içecektir. Aynı anlatımda dem, Hz. Ali'nin dağıttığı Kevser'in simgesi sayılır.[8]
- Derviş
- Bektaşilikte tekkede çeşitli hizmetleri yerine getiren yol mensubudur. "Can" diye de anılan dervişler muhipler arasından seçilirdi.[2]
- Deyiş
- Dedekargınoğlu'nun tanımıyla güncel yaşamı Alevi anlayışına göre anlatan, serbest konulu, az da olsa öğretici yönü bulunan müzik ve şiir biçimidir. Dedekargınoğlu deyişi Alevi edebi türlerinin en yaygını olarak görür.[9] Maddeyi oku →
- Dört kapı kırk makam
- Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat adlı dört kapıdan ve her kapıdaki onar makamdan oluşan olgunlaşma öğretisidir. Buyruk'ta ayrıntılı biçimde anlatılır; Üzüm'e göre Kızılbaş zümreleri arasında şeriat kapısı başlangıç derecesi sayılır ve yola ikinci kapıdan başlandığı kabul edilir.[5] Maddeyi oku →
- Düşkün (düşkünlük)
- Yolun kurallarına aykırı davrandığı için cezalandırılan ve ceme alınmayan kişidir. Özbilgin, pir gözünde düşkünlük ile daha ağır olan yol düşkünlüğünü ayırır; yol düşkünlüğü bir ile on iki yıl arasında topluluktan uzak tutulmayı içerebilir.[15][5]
- Düvaz imam
- On İki İmam'ın adlarının geçtiği ve onları öven, cemlerde okunan deyişlerdir. Adı, Farsçada "on iki" anlamına gelen düvazdeh sözcüğünün kısaltılmasından gelir.[9]
E
- Ehl-i Beyt
- Sözlükte "ev halkı" anlamına gelir ve İslami dönemde Hz. Peygamber'in ailesi ve soyu için kullanılan bir terime dönüşmüştür. Dedekargınoğlu'na göre Aleviler terimi Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den oluşan aile ile bu soydan gelenler için kullanır.[16][9] Maddeyi oku →
- Eline, beline, diline sahip olmak
- Erdem ve Demir'in aktardığı Bektaşi anlatımına göre Hakk'ın rızası olmayan yere el ve dil uzatmamak, bel çözmemek anlamına gelen yol ilkesidir. TDV'deki Bektaşîlik maddesi bu düsturu Bektaşiliğin ayırıcı niteliklerinden sayar; Kızılbaş maddesine göre musahiplik erkânında çiftlerden bu konuda söz alınır.[8][2][5]
- Erenler
- Velî ve mürşit anlamında bir tasavvuf terimidir. Özellikle Mevlevîler ve Bektaşiler tarikat büyüklerinden "erenler" diye söz eder.[17]
- Erkân
- Yolda yerine getirilmesi gereken kural ve törenlerin bütünüdür. Üzüm'e göre Kızılbaş erkânı cem adı verilen toplantılarda icra edilir ve ayrıntıları yörelere göre değişir.[5]
F
- Ferraş
- On iki hizmetten biri olan ferraşlığı üstlenen kişidir; Üzüm'e göre cem meydanının temiz tutulmasından sorumludur. Kızılbaş maddesindeki tasvire göre ferraş, dedenin emriyle meydanı sembolik olarak süpürür.[5] Maddeyi oku →
G
- Görgü cemi
- Kızılbaş maddesine göre cemlerin en önemlisi sayılan, dedenin başkanlığında yapılan ve miracı temsil eden cemdir. Görgünün nasıl yapıldığı ocaktan ocağa değişir; Dedekargınoğlu'na göre bazı ocaklar kendilerini pençeli, bazıları erkânlı (tarıklı) olarak tanımlar.[5][9]
- Gözcü
- On iki hizmetten biri olan gözcülüğü üstlenen kişidir. Üzüm'e göre cemde düzeni ve sükûneti sağlar.[5] Maddeyi oku →
- Gülbank
- Topluca yapılan törenlerde dede, baba ya da bu işle görevli kişi tarafından yüksek sesle okunan, kalıplaşmış dua metnidir; Alevilikte duaya gülbank da denir. Gülbankler çoğunlukla Türkçedir ve "hû" ile sona erer; TDV'ye göre Alevi gülbankleri Bektaşi gülbanklerinden daha kısa ve sadedir.[18][9]
H
- Hak-Muhammed-Ali
- Alevi inancının merkezindeki üçlemedir; deyişlerde, gülbanklerde ve Buyruk'ta Allah, Muhammed ve Ali birlikte anılır. Dedekargınoğlu'na göre bu üçleme sırasıyla tevhide, nübüvvete ve imamete vurgu yapar.[5][9]
- Hakk'a yürümek
- Alevi-Bektaşi geleneğinde ölmek anlamında kullanılan deyimdir. Örneğin musahipler Hakk'a yürüyünceye, yani ölünceye kadar kardeş kalmaya söz verir.[19][13] Maddeyi oku →
- Hıdırellez
- Adını Hızır ve İlyas adlarının halk ağzındaki biçiminden alan, kökü İslam öncesi yaz bayramlarına dayanan halk bayramıdır. Hızır ile İlyas'ın yılda bir kez buluştuğu gün olarak kabul edilir; TDV'ye göre Anadolu ve Balkanlar'da mayıs başında kutlanır, ancak her yerde aynı gün kutlanmaz.[20] Maddeyi oku →
- Hızır
- Ölümsüzlüğe erdiğine ve darda kalanların imdadına yetiştiğine inanılan kutlu kişidir. Bektaşilikte on iki posttan biri olan mihmandarlık postunun Hızır'a ait olduğuna inanılır.[21]
- Hızır orucu
- Alevilerin kış ortasında, Hıdırellez'den ayrı olarak Hızır adına tuttuğu oruçtur. Gezik'e göre oruç genellikle salıdan perşembeye üç gün tutulur, bazı yerlerde yedi güne çıkar ve tarihi yöreden yöreye değişir.[20][22] Maddeyi oku →
İ
- İkrar
- Yola girmek için verilen sözdür; bu törene ikrar erkânı, söz vermeye ikrar vermek denir. Özdemir'e göre Alevi ya da Bektaşi sayılmak için önce ikrar vermek gerekir; Bektaşilikte ikrar âyini tarikata giriş töreni olarak bilinir.[24][2]
- İnsan-ı kâmil
- Tasavvufta Allah'ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insanı anlatan terimdir. Kavramı tasavvuf literatürüne İbnü'l-Arabî yerleştirmiştir; TDV'ye göre bu anlamın gündelik dildeki "olgun insan" ifadesiyle bir ilişkisi yoktur.[25]
K
- Kerbela
- Bağdat'ın güneybatısında, Hz. Hüseyin ile ailesinden kişilerin 10 Muharrem 61'de (680) Emevîler tarafından öldürüldüğü yerdir. Kerbela matemi Alevi geleneğinde önemli yer tutar; Üzüm'e göre cemlerde Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi hüzünle anılır.[26][5] Maddeyi oku →
- Kırklar (Kırklar Meclisi)
- Alevi anlatısına göre Hz. Muhammed'in miraç dönüşünde uğradığı meclistir; bu anlatıda Peygamber Kırklarla birlikte semah döner. Dedekargınoğlu'na göre cemin ve ilk semahın kaynağı bu meclistir.[9][11]
- Kızılbaş
- Kökeni kırmızı başlığa (kızıl börk) dayandırılan ve 15. yüzyılın sonlarından itibaren Safevî taraftarı Türkmen toplulukları için kullanılan addır. Üzüm'e göre ad, taraftarlarınca benimsenmiş, Osmanlı-Safevî çekişmesi döneminden itibaren Osmanlılarca küçültücü anlamda da kullanılmış ve 20. yüzyıl başlarından itibaren yerini büyük ölçüde Alevi adına bırakmıştır.[5]
L
- Lokma
- Cemlere ve törenlere getirilip dua edildikten sonra topluluk içinde paylaşılan yiyecektir; Dedekargınoğlu'na göre ceme getirilen niyazlar dede tarafından dualandıktan sonra lokma olur. Göde ve arkadaşlarının Eskişehir'de Şücaeddin Veli Ocağı üzerine yaptığı çalışmaya göre lokma geleneği orada bir adak, dua ve şükran ritüeli olarak önemini korur.[9][27]
M
- Mersiye
- Başta İmam Hüseyin olmak üzere yol büyükleri için söylenen ağıt biçiminde şiir ve müzik türüdür. Cemlerde Kerbela'nın anıldığı bölümde okunur; Muharrem matemiyle ilgili olanlarına Muharremiye de denir.[9]
- Meydan
- Cem ve erkânın yapıldığı yerdir; TDV'ye göre Bektaşi âyinleri esas olarak meydanda yapılır, Erdem ve Demir'in aktardığı Bektaşi anlatımında meydan odasında yüz yüze oturulur. Dedekargınoğlu cemevini "dâr meydanı" ve "rızalık meydanı" gibi adlarla da niteler.[2][8][9]
- Miraçlama
- Hz. Muhammed'in miraca yükselişini ve dönüşte Kırklar Meclisi'ne katılıp Kırklarla semah dönmesini anlatan deyiştir. Kızılbaş maddesindeki tasvire göre zâkir miraçlamayı saz eşliğinde okur ve Kırklar bölümüne gelindiğinde semaha kalkılır.[9][5]
- Muharrem orucu
- Alevi-Bektaşi geleneğinde Muharrem ayında tutulan oruçtur; Üçer'e göre kaynağı hakkında farklı kabuller bulunsa da günümüzde Kerbela'da öldürülen Hz. Hüseyin ve yakınları için matem anlayışıyla tutulur. TDV'deki Muharrem maddesi ayın ilk on ya da on iki gününden söz eder; Üçer'e göre orucun kaç gün sürdüğü ve başladığı gün ocaktan ocağa değişir.[28][7] Maddeyi oku →
- Muhip
- Tasavvufta tarikata girmemiş olsa da tarikat ehline yakınlık duyan kişiye denir. Bektaşilikte ise tarikata intisap eden kişiye muhip denir ve bu, tarikat hiyerarşisinde ilk derecedir.[29]
- Musahip (musahiplik)
- Kan bağı olmayan iki erkeğin eşleriyle birlikte, dede ve topluluk önünde ölünceye kadar kardeş kalmaya söz vererek kurduğu manevi kardeşlikte taraflardan her birine denir. Kurum bazı Alevi ocaklarında bulunur ve ocaktan ocağa farklı adlar alır.[19] Maddeyi oku →
N
- Nasip almak
- Özdemir'e göre Babağan Bektaşiliğinde ikrar vermek "nasip almak" diye de ifade edilir. Deyim, kuralları belli bir törenden geçerek Bektaşi tarikatına girmeyi anlatır.[24]
- Nefes
- Alevi ve Bektaşilerin cem, ikrar ve kurban âyinlerinde okudukları, kendine özgü bir beste ile söylenen dinî şiirlerdir. Konuları genellikle vahdet-i vücud anlayışı, Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisidir.[30] Maddeyi oku →
- Nevruz
- Farsçada "yeni gün" anlamına gelen ve Orta Asya'dan Balkanlar'a geniş bir coğrafyada kutlanan bahar bayramıdır. TDV'ye göre Şii ve Bektaşi geleneğinde Nevruz'un Hz. Ali'nin doğum günü ve Hz. Fâtıma ile evlendiği gün olduğu ileri sürülmüştür.[31] Maddeyi oku →
O
- Ocak
- Alevilikte dedenin mensup olduğu ve kutsal temellere dayandığına inanılan soydur. Dedekargınoğlu ocağı bir mekân olarak görmez; ona göre ocak, dede ile ona bağlı taliplerin oluşturduğu toplumsal bir birimdir.[14][9] Maddeyi oku →
- Ocakzade
- Bir dede ocağının soyundan gelen kişiye denir. Dedelik görevinin ocakzadeler tarafından yürütülmesi gelenek hâline gelmiştir.[14] Maddeyi oku →
- On Dört Masum
- On İki İmam Şiiliğinde Hz. Peygamber, Fâtıma ve on iki imamdan oluşan on dört kişiyi anlatan ifadedir. Üzüm'e göre Kızılbaş geleneğinde bu ifade, imamların ergenliğe ulaşmadan ölen on dört çocuğu olarak anlaşılmıştır.[5]
- On iki hizmet
- Cemin yürütülmesi için gerekli on iki görevdir; Üzüm'ün aktardığı listede dedelik, rehberlik, gözcülük, zâkirlik, çerağcılık, sakalık ve semahçılık bunlar arasındadır. Hizmetlerin adları ve sırası yöreden yöreye değişir; Çalapverdi Ocağı'ndan Cemal Mutluer kendi cemlerinde on iki hizmet bulunmadığını aktarır.[5][11] Maddeyi oku →
- On İki İmam
- İsnâaşeriyye'ye göre Hz. Ali ile onun soyundan gelen on bir imamdan oluşan silsiledir; ilki Ali b. Ebû Tâlib, sonuncusu Muhammed el-Mehdî'dir. Alevi geleneğinde adları cemlerde okunan düvaz imamlarda birlikte anılır.[33][9] Maddeyi oku →
P
- Pervane
- Üzüm'ün aktardığı on iki hizmet listesinde pervanelik diye de anılan semahçılık hizmetini yürüten kişidir; cemin ilgili yerinde semahı yönlendirir. Hizmetlerin adları ve sırası yöreden yöreye değişir.[5] Maddeyi oku →
- Pir
- Tarikatlarda tarikat kurucusuna verilen addır; örneğin Hacı Bektaş Veli Bektaşiliğin piri sayılır. Alevilikte cemi yürüten ocakzade kişiye dede ve baba yanında pir de denir; TDV'deki Ocak maddesine göre bağlı olan ocağa pir ocağı adı verilir.[34][9][14]
- Post
- Bektaşilikte makam anlamında kullanılan terimdir; TDV'ye göre pir evinde On İki İmam'ı temsilen on iki post bulunur. Bu postlardan birincisi pir postu, ikincisi mürşit postu, üçüncüsü rehber postudur.[2]
R
S
- Sakka
- On iki hizmetten biri olan sakalığı üstlenen kişidir. Üzüm'e göre sakalık ibrikdarlık diye de anılır ve görevlisi su ile ilgili hizmetleri yerine getirir.[5] Maddeyi oku →
- Semah
- Cemde bağlama eşliğinde kadın ve erkeklerin birlikte döndüğü dinsel harekettir; on iki hizmetten biri sayılır. Dedekargınoğlu'na göre semahın kaynağı Kırklar Meclisi'dir ve dede semah sırasında cemde bulunanlara "Semah, seyir için olmaya, Hakk için ola" der.[11][5] Maddeyi oku →
- Sorgu cemi
- Taliplerin dede huzurunda sorgudan geçirildiği, birbirinden razı olup olmadıklarının sorulduğu ve şikâyetlerin değerlendirildiği cemdir. Üzüm'e göre bu cemde suçu sabit bulunanlara ceza verilir, ağır suç işleyenler düşkün ilan edilir.[5]
- Sürek
- Dedekargınoğlu'na göre aynı yolun cem ve erkân uygulamalarındaki sıralama ve biçim farklılıklarını anlatan terimdir; bu farklılıklar yöreye ve ocağa göre değişebilir. "Yol bir, sürek bin bir" deyimi bu çeşitliliği ifade eder.[9]
T
- Tahtacı
- Batı ve Güney Anadolu'da yaşayan, Alevi inançlı Türkmen topluluğudur. Sümer'e göre Tahtacılar Hacıbektaş ocağına bağlı olmayıp kendi dede ocaklarını tanır.[35]
- Talip
- Bir dedeye ve ocağa bağlı yol mensubudur; Üzüm'e göre sıradan kadın ya da erkek Kızılbaş için kullanılır. Bektaşilikte rehberin hazırladığı ve ikrar âyiniyle tarikata alınan adaya talip denir.[9][5][2]
- Tarik
- Bazı Alevi ocaklarında cemde kullanılan, "erkân" ve "serdeste" gibi adlarla da anılan kısa sopadır. Kızılbaş maddesindeki tasvire göre dede, musahip olanların ve tarikten geçmek isteyenlerin sırtına bu sopayla sembolik olarak dokunur.[5][9]
- Teberra
- Ehl-i Beyt'e düşmanlık edenlerden uzak durmak ve onları sevmemek anlamına gelir; tevella ile birlikte kullanılır. Kavram İmamiyye Şiiliğinde de bulunur; Dedekargınoğlu'na göre Alevilikte teberra kapsamında görülenler arasında Muaviye, Yezid ve Mervan sayılır.[36][9]
- Terceman
- Kısa, manzum ya da düz yazı biçimindeki dualardır. Gülbanktan farklı olarak tek bir kişi tarafından, yatarken, uyanınca ya da bir türbe ziyaretinde okunabilir ve daha çok Bektaşiler ile fütüvvet ehli arasında yaygındır.[18][8]
Y
Z
- Zâkir
- Cemde saz çalıp önde gelen şairlerin deyişlerini okuyan hizmet sahibidir; zâkirlik on iki hizmetten biridir. Alevi-Bektaşi topluluklarında saz çalana zâkir, sazandar ya da güyende denir ve bu kişilere özel saygı gösterilir.[5][10] Maddeyi oku →
- Zülfikar
- Hz. Ali'nin iki tarafı keskin, ortası yivli kılıcının adıdır. Alevi-Bektaşi şiirinde sık anılır ve Bektaşilikte yaygın bir motif olarak kullanılmıştır.[37]