İnanç
Kerbela ve Muharrem matemi
Kerbela olayı kısaca
Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın oğlu Hüseyin, Muâviye’nin ölümünden sonra halifeliği devralan Yezîd’e biat etmeyi reddetmiş ve Medine’den Mekke’ye geçmişti. Kûfe’den gelen ve onu halifeliğe çağıran mektuplar üzerine yola çıktı. Ethem Ruhi Fığlalı’ya göre gönderdiği amcasının oğlu Müslim b. Akîl, Kûfe valisi Ubeydullah b. Ziyâd tarafından etkisiz hâle getirilip öldürülmüş, Hüseyin bunu zamanında öğrenememişti. Hüseyin’in kafilesi Muharrem’in başında Kerbela’ya ulaştı. Emevî komutanı Ömer b. Sa’d ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı ve TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Hüseyin, aile fertleri ve yanındaki yetmiş kadar savaşçıyla birlikte 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) öldürüldü.
Hüseyin’in oğlu Ali Zeynelâbidîn sağ kaldı. Kadınlar ve çocuklar Şam’a götürüldü, daha sonra Medine’ye dönmelerine izin verildi. Zeynelâbidîn’in kurtuluşu, Alevi geleneğinde Ehl-i Beyt soyunun sürmesi olarak anlam kazanır.
Kaynaklardaki farklı vurgular
Kerbela, farklı Müslüman geleneklerde farklı vurgularla yorumlanır. Şii gelenekte Hüseyin üçüncü imamdır ve Kerbela, Muharrem matemi ile törenlerinin odak noktasıdır. Hüseyin’in türbesi önemli bir ziyaret yeri olmuş, olay her yıl matem törenleriyle anılmıştır. Cenksu Üçer’in aktardığına göre Şiiler, Âşûrâ gününü peygamberlerin kurtuluşuyla ilişkilendiren rivayetleri benimsemez; bunların Kerbela’nın üstünü örtmek için Emevîler döneminde uydurulduğunu savunur. Yezîd’in sorumluluğu konusunda Fığlalı, onun gösterdiği üzüntünün samimi görünmediğini ve öldürmeyi emrettiğine dair rivayetler bulunduğunu aktarır.
Sünni gelenekte Âşûrâ günü, Kerbela’dan önceye uzanan bir oruç günü olarak da görülür. Fığlalı, Sünnilerin tuttuğu Âşûrâ orucunun Kerbela ile bir bağı olmadığını belirtir. Yusuf Şevki Yavuz ise Emevîlerin Kerbela’yı unutturmak için bu günü bayram gibi kutladığına dair rivayetleri aktarır.
Alevi inancında Kerbela
Alevi inancında Kerbela, Ehl-i Beyt sevgisiyle iç içe anılır. İmam Hüseyin, On İki İmam içinde üçüncü imamdır. İhsan Ünlü’ye göre Alevilikte Muharrem yasının ve orucunun merkezinde Kerbela vardır. Ünlü’nün aktardığına göre Mehmet Yaman Dede, Kerbela’yı haksızlık ve zulüm karşısında direnmenin, insanlık uğruna canını vermenin bir mesajı olarak yorumlar. Ünlü’nün Erzincan’da gözlemlediği bir cemde dede, Yezîd’i belli bir topluluğun değil zulmün adı olarak anmış ve her zulmün olduğu yeri Kerbela’ya benzetmiştir.
Mersiye, ağıt ve Hadîkatü’s-süedâ
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Kerbelâ maddesine göre olay, Alevi ve Bektaşi çevrelerdeki şair ve yazarlar için bir ilham kaynağı olmuştur. Ünlü de Muharrem’de Alevilerin bir araya gelerek mersiye, şiir ve deyiş söylediğini aktarır. Kerbela’yı anlatan Türkçe eserler (maktel) arasında en başarılısı Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-süedâ’sı sayılır. Şeyma Güngör’e göre eser hem Şii hem Sünni Türkler arasında sevilmiş ve özellikle Hüseyin’in ölüm yıl dönümlerinde okunmuştur. Güngör, Fuad Köprülü’ye dayanarak eserin Anadolu Bektaşileri ve Yörükleri arasında da itibar gördüğünü belirtir. Ünlü’nün Erzincan’da görüştüğü bir dede de Muharrem’de cemevlerinde Kerbela’yı anlatan eserlerin ve mersiyelerin okunduğunu anlatır.
Muharrem mateminin kaynağı
Alevilerin Muharrem’de tuttuğu yas ve Muharrem orucu kaynaklarda öncelikle Kerbela ile ilişkilendirilir. Üçer, orucu peygamberlerin kurtuluş günlerine bağlayan anlatımların da Aleviler arasında yaygın olduğunu aktarır. Bu günlerde eğlenceden uzak durulur, ağıt ve mersiyeler okunur. Matemin süresi ve kuralları ocaktan ocağa değişir. Matemin sonunda pek çok yerde Zeynelâbidîn’in kurtuluşuna şükür olarak aşure pişirilip dağıtılır.
Alevi mateminin Şii matemiyle ilişkisi tartışmalıdır. Üçer, Türkiye’deki Caferî toplulukların bazı bedensel ve sembolik matem uygulamalarının Alevilerde görülmediğini, Alevi uygulamalarının daha çok tasavvufi çevrelerdekilere benzediğini savunur. Ünlü de Muharrem konusunda Alevilerin hem Şiilerle hem Sünnilerle ortak noktaları olduğu kadar ayrıldıkları noktalar da bulunduğunu belirtir. Aleviliği Caferilikle ilişkilendiren görüşler de bulunduğundan bu konu farklı biçimlerde değerlendirilir.