Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

Günler

Alevilikte aşure

Aşure ve aşure günü

Aşure adı, Arapçada “on” sayısıyla ilişkilendirilen Âşûrâ kelimesinden gelir ve Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in onuncu gününü ifade eder. Anadolu’da aynı ad, çeşitli tahıl, baklagil ve kuru yemişlerle yapılan tatlı bir yemeğe de verilmiştir. Alevi topluluklarda aşure, çoğu yerde Muharrem orucu ile tutulan yasın sonunda pişirilip paylaşılır. Kaynaklarda Alevilikte aşure günü, yasın yanı sıra şükrün de öne çıktığı bir gün olarak anlatılır.

Ne zaman pişirilir?

Cenksu Üçer’e göre Aleviler arasında aşure Muharrem orucunun bitiminde hazırlanır. Orucun kaç gün sürdüğü ve hangi gün başladığı ocaktan ocağa değiştiği için aşurenin pişirildiği gün de değişebilir. Üçer, Ankara Çubuk’ta katıldığı bir etkinlikte Şah Kalender Veli Ocağı dedesinin, ocak mensuplarının orucu dokuz gün tutup onuncu gün matem tutarak aşure pişirdiklerini anlattığını aktarır. İhsan Ünlü’nün daha önceki çalışmalardan aktardığı bir başka anlatımda ise aşure ve lokma, On İki İmam adına tutulan on iki günlük orucun sonunda pişirilip dağıtılır. Bu yılki tarihler için Alevi takvimi sayfasına bakabilirsiniz.

Anlamı ve anlatılar

Üçer ve Ünlü, aşureyle ilişkilendirilen anlatılar arasında en yaygın olanın Hz. Nuh’a dayandığını belirtir. Bu anlatıya göre Nuh’un gemisi Muharrem’in onuncu günü Cudi Dağı’na oturmuş, gemidekiler de ambarda kalan tahılları karıştırarak bir çorba pişirip paylaşmıştır. Bazı anlatımlarda Muharrem’de başka peygamberlerin de kurtuluşa erdiği kabul edilir. Ünlü’nün Erzincan’da görüştüğü bir cemevi görevlisi bu kurtuluşları tek tek sayar. Yusuf Şevki Yavuz ise bu rivayetlerin bilimsel olarak doğrulanamayacağını, bazılarının açıkça yanlış olduğunu belirtir.

Üçer’e göre Alevi gelenek ve topluluklarda aşure, Kerbela şehitlerinin, özellikle İmam Hüseyin’in ruhu için de pişirilip dağıtılır. Ünlü’nün daha önceki bir çalışmaya dayanarak aktardığına göre Kerbela’dan sağ kurtulan ve Ehl-i Beyt soyunun sürmesini sağlayan İmam Zeynelâbidîn’in kurtuluşuna şükür de aşure pişirmenin amaçları arasındadır. Ünlü, aynı nedenle aşure gününün Alevi topluluklar açısından bir mutluluk günü de sayıldığını ve aşurenin bu yüzden tatlı yapıldığını yazar.

Malzemeler

Ünlü’nün saydığı malzemeler arasında buğday, nohut, kuru fasulye, kuru incir, kuru üzüm ve fındık gibi yiyecekler bulunur. Malzeme sayısına anlam yüklendiği de olur. Üçer, Tokat yöresi üzerine yaptığı araştırmaya dayanarak Alevilerin aşureyi genelde on iki malzemeyle yaptığını belirtir. Üçer’in başka bir araştırmadan aktardığına göre Tunceli’de ise Nuh’un aşuresine on çeşit yiyecek katıldığı inancından hareketle on sayısına bağlı adetler bulunur. Kaynaklardaki bu farklı sayılar, malzeme sayısının yöreden yöreye değişebildiğini gösterir.

Paylaşma ve dağıtım

Ünlü, aşure geleneğinin temelinde paylaşma ve dayanışmanın bulunduğunu vurgular. Üçer’in aynı Tokat araştırmasına dayanan anlatımına göre aşure en az on iki kapıya dağıtılır, ardından Muharrem cemi yapılır ve Zeynelâbidîn’in kurtuluşuna şükür olarak kurban kesilir. Tunceli’de aşurenin on eve dağıtılması gibi farklı uygulamalar da kaydedilmiştir. Ünlü, Erzincan’da aşurenin cemevlerinde dualarla pişirilip konuklara ikram edildiğini, belediye gibi kurumların da aşure dağıttığını aktarır. Üçer ve Ünlü’nün daha eski çalışmalardan aktardığına göre Bektaşi tekkelerinde ise kazan başına toplanan canların kepçeyi öperek elden ele verdiği bir pişirme erkânı vardır.

Yalnızca Alevilere mi özgü?

Aşure Anadolu’da geniş bir kesim tarafından pişirilir. Yavuz, Osmanlı sarayında Muharrem’in onundan itibaren aşure pişirilip halka dağıtıldığını belirtir. Üçer, aşure geleneğinin Kadirî ve Mevlevî gibi tasavvufi çevrelerde de bulunduğunu belirtir; Iğdır’daki Caferîler üzerine bir çalışmaya dayanarak onların aşure pişirmediğini aktarır ve Alevi uygulamalarının Şiilikten çok tasavvufi geleneğe yakın olduğunu savunur. Bu, tartışmalı bir değerlendirmedir. Ünlü de Erzincan’da Alevilerin ve Sünnilerin farklı niyetlerle de olsa aşure pişirip ayrım gözetmeden herkese ikram ettiklerini gözlemlemiştir.