Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

İbadet

Deyiş ve nefes

Deyiş ve nefes nedir?

Deyiş ve nefes, Alevi-Bektaşi geleneğinde inancı, yol öğretisini ve Ehl-i Beyt sevgisini dile getiren, saz eşliğinde okunan şiirlerdir. Serap Yağmur İlhan’ın aktardığı tanıma göre deyişler, belli bir hizmete başlarken okunan ve Alevi-Bektaşi inancını özüyle veren dualardır. Nuri Özcan ise Bektaşi musikisini ele alırken nefesi bu musikinin en yaygın türlerinden biri olarak tanıtır. Ona göre nefesler tarikatın kuralları, yol büyükleri ve tasavvuf anlayışı gibi konuları işler. Ağır usulle okunanlara “oturak”, yürük usulle okunanlara “şahlama” denir. Şahlamalar semah nefesi olarak da bilinir. Özcan’a göre nefesler üslup, konu ve ezgi bakımından Sünni tarikatların ilahilerinden ayrılır.

Recai Bazancir, Alevi şiirinin temel biçiminin halk şiirindeki koşma olduğunu belirtir. Ona göre aynı koşma, bağlı olduğu ezgiye, yöreye ve okunduğu ortama göre deyiş, deme, nefes, düvaz-ı imam ya da mersiye gibi adlar alabilir. Bazancir, koşmanın üç ile on iki dörtlükten oluştuğunu ve dizelerin genellikle yedi, sekiz ya da on bir heceli olduğunu yazar.

Türler ve terimler

Kaynaklarda deyiş ve nefesin yanında şu türler öne çıkar:

  • Düvaz-ı imam (düvazdeh imam, duvaz): Adları geçen On İki İmam’ı anan nefeslerdir. İlhan bunları cemlerin en temel ezgileri arasında sayar.
  • Mersiye: Hz. Hüseyin’in matemini ve Kerbela olayını konu alır. Özcan’a göre Muharrem ayında okunur.
  • Miraçlama (miraciye): Hz. Muhammed’in miracını anlatır. İlhan’ın görüştüğü zakirlerden biri, cemde okunan miraçlamanın değişmeyen parçalardan olduğunu söyler. Özcan, Bektaşilikte miraciyelerin Hz. Ali öne çıkarılarak okunduğunu belirtir.
  • Nevruziye ve tevhid: Özcan nevruziyeyi Bektaşi musikisinin türleri arasında sayar. İlhan’ın incelediği Kahramanmaraş cemlerinde tevhidler de okunur.

Cemdeki yeri: zakir ve bağlama

Cemde deyiş ve nefesleri okuyan kişi zakirdir. Özcan, nefes okuyucularına zakir, âşık, sazende ya da güyende gibi adlar da verildiğini yazar. İlhan ise zakirin cemdeki on iki hizmet içinde önemli bir yer tuttuğunu vurgular. Özcan’a göre temel çalgı bağlamadır ve yöreye göre cura, çöğür, divan sazı gibi farklı adlarla anılır.

Okunan türlerin sırası her yerde aynı değildir. İlhan, Kahramanmaraş ve ilçelerinde on zakirle yaptığı görüşmelere dayanarak bu yöredeki cemlerin belirli bir standarda bağlı olmadığını vurgular: okunan türler, sayıları ve sıraları zakirden zakire, hatta il içinde bile değişir. Bununla birlikte görüşülen zakirlerin çoğu, on iki kıtasıyla cemdeki on iki görevliyi çağıran “On İki Hizmet” deyişiyle başladığını, ardından düvaz-ı imam, deyiş ya da tevhid geldiğini söyler. Bazı zakirlerin anlattığı akışta bunları semah ve miraçlama izler. Zakirlerden biri, cemin konusu değiştiğinde, örneğin bir matem cemi yapıldığında, deyişlerin de konuya göre seçildiğini belirtir. İlhan, başka araştırmacıların farklı cem akışları kaydettiğini de aktarır. Özcan ise Bektaşi geleneğinde Muharrem ayında yapılan cemlerde semah dönülmediğini, bunun yerine Hz. Hüseyin ve Kerbela üzerine nefeslerin, özellikle de mersiyelerin okunduğunu yazar.

Sözlü aktarım

Bazancir, Alevi kültürünün sözlü olarak oluşup aktarıldığını ve bu süreçte en büyük rolü Alevi şiirinin oynadığını belirtir. UNESCO da Alevi-Bektaşi geleneğinin uygulama ve öğretilerinin sözlü olarak aktarıldığını vurgular. İlhan’ın Kahramanmaraş’ta görüştüğü zakirlerin çoğu zakirliği bir ustanın yanında öğrenmiştir. Bazıları ise babasından ya da dedesinden öğrenmiş, kendi kendine öğrenenler de olmuştur. Bu zakirlerin büyük kısmı cemde nota kullanmadan, kulaktan çalar. Özcan da bazı Bektaşi nefeslerinin şairleri bilinse de çoğunun bestekârının bilinmediğini, bunda adlarını gizleme (sır saklama) geleneğinin etkili olduğunu yazar.

Başlıca ozanlar

Alevi-Bektaşi çevrelerinde en çok saygı gören şairler “yedi ulu ozan” olarak anılır. Reyhan Keleş bunları Nesîmî, Hatâî (Şah Hatayi), Fuzûlî, Yemînî, Pir Sultan Abdal, Virânî ve Kul Himmet olarak sayar. Keleş, bazı çevrelerin Fuzûlî yerine Teslim Abdal’ı saydığını da belirtir. İlhan’ın Kahramanmaraş’ta görüştüğü zakirler cemde en çok yedi ulu ozanın deyişlerini okuduklarını, ama başka âşıkların eserlerine ve yöresel ezgilere de yer verdiklerini söyler. Bazancir ise Türk edebiyatında ilk koşmayı 14. yüzyılda Kaygusuz Abdal’ın yazdığı görüşündedir.