Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

Yol

Dört Kapı Kırk Makam

Tanım

Dört kapı kırk makam, insanın ham bir durumdan olgun insan (insan-ı kâmil) idealine doğru ilerleyişini aşamalar hâlinde anlatan bir öğretidir. Dört kapı şunlardır:

  1. Şeriat
  2. Tarikat
  3. Marifet
  4. Hakikat

Makam adı verilen ara basamaklar bu kapıların içinde yer alır. En yaygın anlatımda her kapıda on makam bulunur ve toplam kırk makam ortaya çıkar. Ali Rıza Özdemir gibi araştırmacılar öğretiyi hem bireyin olgunlaşmasını hem de rızalığa dayalı bir toplum düzenini amaçlayan bir eğitim programı olarak yorumlar.

Kapıların içeriği

Özkan’a göre şeriat dinin iman ve ibadet esaslarını, tarikat tasavvuf yolunun kurallarını kapsar; marifet ve hakikat ise Tanrı’yı tanıma ve benlikten geçme (fenâ) aşamalarıdır. Alevi-Bektaşi yazılı kaynaklarında şeriat kapısının makamları arasında iman getirmek, namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler, nikâh kıymak ve dili kötü sözden korumak gibi maddeler sayılır. Zühd, tövbe ve cömertlik gibi erdemler de kırk makam arasında yer alır.

Kaynakları ve Makâlât ile ilişkisi

Türkçe tasavvuf edebiyatında öğretinin erken anlatımlarından biri, Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen Fakrnâme’de yer alır. Yesevî’den sonra Yunus Emre ve Eşrefoğlu Rûmî gibi şairlerin eserlerinde de dört kapı ve kırk makama göndermeler bulunur. Bu da öğretinin yalnızca Alevi-Bektaşi çevrelerine özgü olmadığını, daha geniş bir tasavvufi edebiyatın parçası olduğunu gösterir. Alevi-Bektaşi yazılı kültüründe ise öğreti Buyruklarda, erkânnamelerde ve ozanların deyişlerinde sıkça işlenir. Örneğin 19. ve 20. yüzyıl ozanlarından Genci Abdal ve Âşık Sıdkı Baba’nın şiirlerinde dört kapı ile kırk makam birlikte anılır.

Alevi-Bektaşi geleneğinde öğreti en çok Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen Makâlât ile ilişkilendirilir. Bu eserde kulun Tanrı’ya kırk makamda ulaştığı ve bu makamların onar onar dört kapıya dağıldığı anlatılır. Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen Fevâid adlı bir başka metinde ise onun bu öğretiyi Yesevî’den öğrendiği belirtilir. Bununla birlikte Ahmet Yaşar Ocak gibi tarihçiler, Makâlât’ın gerçekten Hacı Bektaş Veli’nin kaleminden çıktığının tarihsel olarak kanıtlanmadığını ve metnin sonradan derlenmiş olabileceğini ileri sürer.

Öğretinin kökeni konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Bazı çalışmalar Yesevî çizgisindeki Türk tasavvuf geleneğini öne çıkarır. Başka bir yaklaşım ise dört kapının Kur’an’a, Hz. Muhammed’in ve On İki İmam’ın sözlerine dayandırılarak kurulduğunu savunur.

Metinler arasındaki farklar

  • Kaynakların çoğu onar makamlık bir düzen verse de tek tip bir liste yoktur. Örneğin bir Şeyh Safi Buyruğu yazmasında her kapıda yedi, toplam yirmi sekiz makam sayılır. Bazı Buyruk metinlerinde yetmiş iki makamdan da söz edilir.
  • Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen başka bir eserde kırk makam, dört kapı yerine nefsin dört mertebesine göre onar onar sıralanır.
  • Aynı makam farklı metinlerde farklı kapılara yerleştirilebilir. Ali Rıza Özdemir, bu farkların bir kısmının yazmaları çoğaltanlardan, bir kısmının da yol ulularının farklı görüşlerinden kaynaklanmış olabileceğini düşünür. Özdemir, kendi derlediği sıralamanın da kesin ve değişmez sayılmaması gerektiğini vurgular.
  • Kapıların birbirini izleyen aşamalar mı, yoksa birbirinden bağımsız ele alınabilecek boyutlar mı olduğu da araştırmacıların ayrıca sorguladığı bir konudur.