Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

Kişiler

Seyyid Nesîmî

Genel bilgi

Seyyid İmadeddin Nesîmî, Hurufilik akımına bağlılığıyla tanınan mutasavvıf bir şairdir. Reyhan Keleş ve İlyas Üzüm’e göre Alevi-Bektaşi çevrelerinde “yedi ulu ozan” (Üzüm’ün ifadesiyle yedi büyük şair) arasında sayılır. Özer Şenödeyici, onun hakkında güvenilir bilginin çok az olduğunu vurgular. Ona göre bilinenlerin önemli bir kısmı ölümünden sonra, onu sahiplenen farklı çevrelerin anlatılarıyla oluşmuştur.

Hayatı

A. Azmi Bilgin’e göre doğum yeri ve tarihi belirsizdir. Bilgin’in derlediğine göre İran kaynakları Şiraz ya da Şirvan’ı, Âşık Çelebi Diyarbekir’i, Latîfî ise Bağdat’ı (Nesîm nahiyesi) gösterir. Çağdaşı İbn Hacer onu Tebrizli olarak kaydeder, İbnü’l-İmâd da bunu tekrarlar. Bilgin, bir beytine ve Âşık Çelebi’ye dayanarak Türkmen asıllı olduğunu belirtir. Adı da kaynaklarda farklı geçer, ancak İmadeddin lakabı ad yerine geçecek kadar yerleşmiştir.

Nesîmî, Hurufiliğin kurucusu Fazlullah-ı Hurûfî’ye bağlanmış ve onun halifesi olmuştur. Bilgin’e göre Fazlullah’ın Timur tarafından öldürülmesinden sonra Anadolu’ya gelmiş, ancak Bursa’da iyi karşılanmamıştır. Daha sonra Hurufilerin önemli bir merkezi olan Halep’e gitmiştir. Bilgin’e göre Halep ulemasının fetvası, Memlük sultanının onayıyla uygulanmış ve Nesîmî boynu vurulup derisi yüzülerek idam edilmiştir. Kabri Halep’te kendi adını taşıyan bir tekkededir.

Ölüm tarihi

Kaynaklar ölüm tarihinde ayrışır. Bilgin’in aktardığına göre İbn Hacer bir yerde 820 (1417), başka bir yerde 821 (1418) yılını verir. Sıbt İbnü’l-Acemî ile İbnü’l-İmâd da 1417 der. Bilgin, ölüm tarihini 1404, 1421 ve 1433 olarak veren kaynaklar da bulunduğunu belirtir. Yine Bilgin’in aktardığına göre Gölpınarlı, Refîî’nin Beşâretnâme’sinde Nesîmî’nin şehit olarak anılmasından hareketle onun bu eserin yazıldığı 1408’den önce öldürüldüğünü kaydeder. Bilgin’in maddesi başlıkta ölüm tarihini “820/1417 [?]” şeklinde soru işaretiyle verir. Keleş ise Bilgin’e dayanarak 1404 ya da 1417 yılında öldüğünü yazar.

Şiiri ve düşüncesi

Nesîmî’nin Türkçe ve Farsça birer divanı vardır. İlyas Üzüm’e göre şiirlerinin merkezinde Hurufi düşünce yer alır: Tanrı’nın önce Âdem’de, sonra insanda ve özellikle Fazlullah’ta tecelli ettiği düşüncesi, insan suretinin ve organlarının kutsal sayılması, hat, nokta ve sayılara yüklenen anlam bunların başında gelir. Vahdet-i vücut anlayışını da bu düşünceyle birleştirir. Hallac-ı Mansur’a ve “enelhak” sözüne sık gönderme yapması, bazı yazarların onu “ikinci Mansur” diye anmasına yol açmıştır. Üzüm’e göre Hz. Ali’yi ve On İki İmam’ı öven şiirleri de vardır. Yine Üzüm’e göre Hurufiliği Türkçe anlatarak bu akımın Anadolu’da yayılmasında merkezi bir rol oynamıştır. Bilgin, Hatâî (Şah Hatayi) dahil pek çok şairin onu örnek aldığını belirtir.

Mahlas ve kimlik sorunu

Şenödeyici’ye göre Nesîmî’nin kullandığı mahlaslar bile tartışmalıdır. Kaynaklarda ona Hüseynî, Seyyid, Hâşimî, İmâd gibi mahlaslar da yakıştırılır. Şenödeyici bunlardan yalnızca Hüseynî’yi olası ikinci mahlas olarak öne çıkarır. Ayrıca “Nesîmî” mahlaslı şiirlerin bir kısmının farklı üslup ve inançtaki başka şairlere ait olduğunu belirtir. Cahit Öztelli’nin 17. yüzyıla yerleştirdiği Kul Nesîmî bunlardan biridir.

Alevi ve Bektaşi geleneğindeki yeri

Üzüm’e göre Kızılbaş Alevilerin erkân kitabı Buyruk, müritlerden Nesîmî’nin şiirlerini okumalarını ister. Üzüm’ün Buyruk’a dayanarak aktardığına göre dâr duruşlarından biri de “Nesîmî dârı” olarak anılır. Üzüm, Kızılbaş Alevilerin Nesîmî’yi Hurufi öğretisinden çok inancı uğruna öldürülmesiyle sembolleştirdiğini yazar. Üzüm’e göre Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinde de Nesîmî, Hurufi görüşlerine yer verilmeden dramatik ölümüyle anılır. Üzüm’e göre farklı dönemlerden birçok Bektaşi şair ise onu Hurufi görüşlerini onaylayarak anmıştır.

Nurettin Albayrak’a göre yedi ulu ozandan Virânî de Hurufiliğe yönelmiş bir şair olarak anılır. Listedeki diğer adlardan biri için Kul Himmet, cemlerde okunan şiirler için deyiş ve nefes maddelerine bakılabilir.