Kişiler
Virânî
Genel bilgi
Virânî, Alevi-Bektaşi çevrelerinde “yedi ulu ozan” arasında sayılan bir şairdir. Kaynaklarda Virânî Baba ve Virân Abdal adlarıyla da geçer. Reyhan Keleş’in başka araştırmalara dayanarak aktardığına göre yedi ulu ozan kavramı ilk kez Abdülbâki Gölpınarlı ile Pertev Naili Boratav’ın 1943 tarihli Pir Sultan Abdal kitabında yer alır. Keleş’in verdiği bu listede Nesîmî, Fuzûlî, Hatâî (Şah Hatayi), Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Yemînî ve Virânî bulunur.
Hayatı
Nurettin Albayrak, Virânî’nin doğum ve ölüm tarihlerinin bilinmediğini belirtir. Hasan Hüseyin Ballı da elimizdeki bilgilerin sınırlı, dağınık ve yer yer çelişkili olduğunu vurgular. Bu yüzden yaşadığı dönem için farklı tahminler vardır:
- Albayrak, Gölpınarlı’nın Alevî-Bektâşî Nefesleri’nde Virânî’nin Şah Abbas ile görüştüğünü kaydetmesinden hareket eder (Albayrak Şah Abbas için 1587-1628 yıllarını verir). Buna göre onun 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığının söylenebileceğini yazar. Keleş de bu tarihlendirmeyi Albayrak’tan aktarır.
- Ballı, Mehmet Atalan’ın 2012 tarihli kitabına dayanarak başka bir varsayım aktarır: Virânî şiirlerinde Seyyid Ali Sultan ve Balım Sultan’dan sonra kimseyi anmaz. Bu varsayıma göre Balım Sultan hayattayken ölmüş olabilir ve 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başlarında yaşamıştır. Ballı, Gölpınarlı’nın Şah Abbas bilgisinin ise hayatının 17. yüzyıl başlarına uzandığını düşündürdüğünü ekler. Atalan’ın 2010 tarihli makalesi ise Virânî’yi 16. yüzyıl Bektaşi şairi olarak anar ve Şah Abbas ile görüştüğünü kaydeder.
Albayrak’ın Bedri Noyan’a dayanarak aktardığı bir rivayete göre Virânî Eğriboz adasında doğmuştur. Rivayete göre Necef’te Hz. Ali türbesinde türbedarlık yapmış, Anadolu ve Balkanlar’ı dolaşmış, Bulgaristan’daki Demir Baba Tekkesi’nden icazet almıştır. Aynı rivayete göre Otman Baba’ya giderken Filibe’deki Karlova’da (Karlıova) ölmüş ve oraya gömülmüştür. Ballı da bu bilgileri Albayrak’tan aktarır. Albayrak’ın naklettiğine göre Gölpınarlı ise Bektaşi geleneğinde Virânî’nin ölmeyip “sır olduğu” inancının yaşadığını belirtir.
Hurufilik ve Bektaşilik ile ilişkisi
Albayrak’a göre Virânî’nin aslen Nusayrî olduğu, sonra Bektaşiliğe, Aliyyullâhîliğe ve Hurufiliğe yöneldiği söylenir. Albayrak’ın aktardığına göre Besim Atalay da bu görüşe katılarak onu önde gelen Hurufiler arasında sayar. Albayrak, Virânî’nin Balım Sultan’ın halifelerinden Kızıl Veli’ye ya da Kızıl Deli’ye (Seyyid Ali Sultan) övgü yazmasını Balım Sultan’a intisap ettiğinin doğrulaması olarak görür.
Risalesinin yorumu araştırmacıya göre değişir. Ballı, eserdeki bazı kavramların Hurufi yorum tarzıyla açıklandığını gösterir. Ona göre metin, Hurufiliğin terimleri ve sembolleri bilinmeden tam anlaşılamaz. Atalan ise Hurufi unsurları bilinçli olarak inceleme dışında bırakır. O, eserde mezheplerin üzerinde birleştiği temel inanç ve ibadet esaslarının öne çıktığını vurgular.
Eserleri ve konuları
Albayrak’a göre Virânî’nin divanında aruzla yazılmış yaklaşık 300 şiir vardır. Bu da belli bir eğitim gördüğünü düşündürür. Birkaçı dışında bütün şiirleri Hz. Ali, On İki İmam, tarikat ve Alevi-Bektaşi ulularını konu alır. Koşma biçiminde az sayıda şiiri de bulunur.
İkinci eseri İlm-i Câvidân’dır. Bu eser Fakrnâme, Virânî Baba Risalesi ve Buyruk adlarıyla da anılır. Albayrak eserin başlıca konularını Fatiha suresinin yorumu, Ehl-i Beyt, dört kapı kırk makam, tasavvuf kavramları ile âdâb ve erkân olarak sayar. Ballı’ya göre eser geçmişte Bektaşi çevrelerinde çok okunmuştur. Divanı 1959’da Mehmed Halid Bayrı tarafından yayımlanmıştır. İlm-i Câvidân’ı 2008’de Osman Eğri günümüz Türkçesine aktarmıştır.
Alevi geleneğindeki yeri
Virânî’nin şiirleri ve risalesi hem Alevi hem Bektaşi çevrelerinde ilgi görür. Keleş, İlm-i Câvidân’ı Aleviler ve Bektaşiler için önemli başvuru kaynaklarından biri olarak anar. Albayrak’ın aktardığına göre Besim Atalay’ın saydığı Hurufiler arasında, yedi ulu ozandan bir diğeri olan Seyyid Nesîmî de yer alır. Şiirlerinin cemlerdeki yeri için deyiş ve nefes maddesine bakılabilir.