İnanç
Rıza Şehri
Tanım
Rıza Şehri, Alevi-Bektaşi düşüncesinde herkesin birbirinden razı olarak yaşadığı ideal toplumun adıdır. Kavramın merkezinde rızalık, yani karşılıklı hoşnutluk ve onay vardır. Süleyman Uludağ’a göre tasavvufta rıza, Allah’ın dinî hükümlere uyan kuldan, kulun da Allah’ın takdirinden hoşnut olmasını anlatan bir terimdir. Ali Tanrıverdi, Alevi-Bektaşi geleneğinde bu kavramın kişiler arası ilişkileri de düzenleyen bir ilkeye dönüştüğünü ve Rıza Şehri’nin bu anlayışın ulaştığı adil toplum tasavvuru olduğunu yazar.
Kaynağı ve anlatı
Tanrıverdi ve Ali Küçük kavramı İmam Cafer’e atfedilen Buyruk’a dayandırır. İki yazar da Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yayımladığı Niyaz dergisinde yazmıştır; Küçük’ün metni dergide düşünce yazısı olarak yer alır. Küçük, Rıza Şehri’nin Şeyh Safi Buyruğu’nda da işlendiğini belirtir. Buyruk’un yazarı ve tarihine ilişkin görüşler için ilgili maddeye bakılabilir.
Tanrıverdi, Esat Korkmaz’ın Yorumlu İmam Cafer Buyruğu adlı yayınından anlatıyı özetler. Buna göre dünyayı dolaşan bir sufi, alışılmadık bir düzeni olan bir kente varır. Fırında ekmek için para uzatınca fırıncı şaşırır, çünkü bu kentte para kullanılmaz. Sufi kentin ulularının basit kilimler üzerinde oturup sorunları konuştuğu bir meclise götürülür, konuk edilir ve kendisinden çalışması istenir. Bir süre sonra tanıştığı bir kadınla buluşmaya giderken bir bahçeden aceleyle birkaç nar koparır ve bazı dalları kırar. Kadın, narların boşuna çürüyeceğini, böylece başkalarının hakkının harcanacağını ve sufinin bu kente uyum sağlayamayacağını söyler. Sufi kentten çıkarılır.
Üç rızalık
Tanrıverdi Buyruk’taki anlatının yorumunu, Küçük ise Buyruklardaki rızalık anlayışını üç ilişki üzerinden açıklar:
- Kişinin kendisiyle rızalığı: Talibin pir önünde özünü sorgulaması. Küçük bunu kişinin kendi kendini dâra çekmesi diye anlatır.
- Kişinin toplumla rızalığı: Toplumun kişiden, kişinin de toplumdan razı olması. Tanrıverdi’nin Korkmaz’ın eserinden aktardığına ve Küçük’e göre bunun ölçüsü eline, diline, beline sahip olmaktır.
- Kişinin yolla rızalığı: Yola baskı olmadan, kendi isteğiyle girmek. Tanrıverdi bu ilişkinin yol erkânında musahiplik ile kurulduğunu yazar; Küçük de musahipliği yola girişteki en büyük bağlanma sayar.
Küçük, rızalığın cemin de merkezinde olduğunu yazar. Örneğin lokma dağıtılırken cemaate herkesin payına razı olup olmadığı sorulur.
Yorumlar
Yazarlar kavramı farklı biçimlerde okur. Tanrıverdi Rıza Şehri’ni sınıfsız, üstünlüğün yalnızca takvada görüldüğü, dürüstlük ve gönüllülüğe dayanan ortaklaşa bir toplum modeli olarak tanımlar. Ona göre bu tür menkıbeleri anlamanın yolu, taşıdıkları ahlaki ölçülere bakmaktır; onları gerçek olaylar dizisi olarak okumak geleneğin kolektif belleğinin anlaşılmasına engel olur.
Küçük ise düşünce yazısında Rıza Şehri’ni kişinin arınma ve nefis mücadelesi sonunda ulaşabileceği son makam olarak görür. Ona göre burası, kapısı Hz. Ali olan “ilim şehri”ne girmeyi başaranların yaşadığı yerdir. Küçük, ilim şehrinin haritada bir yeri olmadığını, Ali bilgisiyle donanan kişi için dünyanın her yerinin bu şehir olabileceğini yazar. Küçük, Rıza Şehri’nde mülkün Allah’a ait sayıldığını, dış kapıların kilitlenmediğini ve insanların eşit olduğunu sıralar.
Cenksu Üçer, Mehmet Selçuk ve Şükrü Bostancı’nın literatür incelemesinde aktardığına göre Merve Hilal Demirpolat’ın Fırat Üniversitesi’nde hazırladığı 2023 tarihli yüksek lisans tezi, Rıza Şehri’ni Alevi-Bektaşi geleneğinin ütopik ya da ideal kenti olarak inceler. Tez, Alevi ozanlarının tasavvur ettiği Rıza Şehri’nin “tarikat” ve “yol” olarak yorumlandığı, bu şehre girmenin şartının tarikat âdâbı olduğu ve şehrin hem kırsal hem modern unsurlar taşıdığı sonucuna varır.
Deyiş ve nefeslerde rızalık
Tanrıverdi, rızalık anlayışının deyiş ve nefeslerde yol düzenini anlatan bir ilke olarak işlendiğini savunur. Örnek olarak Virani’nin rızayı Hz. Ali’ye bağlayan bir nefesini ve Şah Hatayi’nin mürşidin rızasını Hakk’ın rızasıyla bir tutan bir nefesini yorumlar.