İnanç
Eline, diline, beline sahip ol
Anlamı
“Eline, diline, beline sahip ol”, Alevi-Bektaşi ahlakının en sık anılan özetlerinden biridir. Yakup Yıldız ve İsmail Sefa Bitirmiş’e göre söz genel olarak hırsızlık yapmamayı, kötü söz söylememeyi ve zina etmemeyi anlatır. Kaynaklarda üç uzuv şöyle açılır:
- El: Başkasının malına el uzatmamak, haram yememek. Rençber ve Akbaş’ın aktardığı cem metinlerinde bu, “elinle koymadığını alma” öğüdüyle dile getirilir.
- Dil: Yalan söylememek, gıybet etmemek, görmediğini gördüm dememek.
- Bel: Evlilik dışı ilişkiden kaçınmak, başkasının namusuna göz dikmemek.
Sözün sıralaması kaynaklarda “eline, beline, diline” biçiminde de geçer.
Gelenekteki yeri
Gelenekte ilke Hacı Bektaş Veli’ye atfedilir; Yıldız ve Bitirmiş de sözü ona atfedilen sözler arasında anar. Hamit Aktürk ve Talip Tuğrul’a göre Hacı Bektaş Veli bireyin eğitiminin merkezine bu formülle özetlenen ahlak eğitimini koymuştur. Sacide Çobanoğlu da ilkenin Bektaşi usul ve erkânında birinci derecede önem taşıdığını yazar. İlyas Üzüm, TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki Kızılbaş maddesinde eline, beline, diline sahip olmayı dört kapı kırk makam öğretisinde hakikat kapısının makamları arasında sayar.
İkrar, görgü ve düşkünlükteki yeri
İlke yola girişte verilen sözün parçasıdır. Üzüm’e göre musahiplik töreninde dede, adaylardan ellerine, bellerine ve dillerine dikkat edeceklerine dair söz alır. Rıza Akbaş’ın İmam Rıza Ocağı süreğine göre aktardığı musahiplik ikrarı sorusunda da pir adaylara eline, beline, diline sahip olup olmayacaklarını sorar.
Görgü ceminde aynı üçleme tövbe duasında yer alır. Fevzi Rençber’in Adıyaman’da derlediği gülbankta dârda duranlar el, dil ve belle işlenen günahlar için tövbe eder. Dede bu sırada yalan söylememeyi, haram yememeyi ve zina etmemeyi öğütler. Akbaş’ın İmam Rıza Ocağı süreğinden aktardığı, görgünün ardından gelen cem birlemesindeki tövbe duasında da el, dil ve bel ile yapılan hatalar için ayrıca bağışlanma dilenir.
İlke düşkünlüğün de ölçüsüdür. Funda Şirinoğlu ve Mahmut Koç’un aktardığına göre Soyyer ve Çelik düşkünlüğü, kişinin eline, diline, beline sahip olacağına dair verdiği sözün denetimi olarak tanımlar. Yine onların aktardığına göre bu söze aykırı davranan ikrar sahibi düşkün olur.
Varyantlar
Üçleme bazı anlatımlarda genişletilir. Ali Küçük, Alevilikte edebin bir canın eline, beline, diline, eşine, işine, aşına ve yoldaşına sahip olması biçiminde “yedi şart” olarak ifade edildiğini, genel anlatımda ise üçlemenin kullanıldığını yazar. Akbaş’ın aktardığı ikrar sorusunda da adaylardan aşlarına, işlerine ve eşlerine bağlı kalacaklarına dair ayrıca söz alınır.
Yorumlar
Yazarlar ilkeyi farklı çerçevelerde okur. Aktürk ve Tuğrul onu yola giren kişinin “içsel eğitim” boyutu olarak görür; buna musahiplikle kurulan toplumsal denetimi ve pirin örnek alınmasını ekler. Yıldız ve Bitirmiş, ilkenin farklı anlamlarda yorumlandığını belirterek onu dürüstlük değeriyle ilişkilendirir. Aynı yazarlar, Haşim Şahin’e dayanarak el sözcüğünü il yani devlet, dili Türkçe, beli toprak ya da kara parçası olarak okuyan yorumların da bulunduğunu aktarır ve bu okumayı vatanseverlik değeri başlığı altında ele alır. Çobanoğlu ise Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen Besmele Tefsiri’ndeki hırsızlık anlatısını bu ilke üzerinden yorumlar. Küçük, üçlemeyi kişinin toplumla rızalığının şartı sayar ve onu Rıza Şehri düşüncesine bağlar.