Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

İnanç

Hızır

Hızır kimdir?

TDV İslâm Ansiklopedisi’nde İlyas Çelebi, Kehf suresinde Hz. Musa’ya yol gösteren adı verilmemiş “kul”un müfessirlerce Hızır sayıldığını yazar. Çelebi’ye göre ad “yeşil” anlamına yakın bir kökten gelir ve bir lakap niteliği taşır. Peygamber mi veli mi olduğu tartışmalıdır: Çelebi’ye göre tasavvuf ehli genellikle veli, kelâm, tefsir ve hadis âlimlerinin çoğu ise nebi olduğunu düşünür. Süleyman Uludağ ise aynı maddede Hızır’ın âb-ı hayatı içip ölümsüzleştiğine ve darda kalana yetiştiğine dair halk inancını aktarır.

Alevi inancındaki yeri

Ali Abbas Çınar, Türkiye Alevilerinin halk inanç ve uygulamalarına dair derlemelerinde Hızır’ı Hz. Ali ile birlikte yol ve erkânın en önemli kutsallarından biri olarak tanımlar. Yazara göre Hak adına edilen yeminlerin hemen hepsi Hızır adına da edilir ve takvimde doğrudan Ali adına ayrılmış bir oruç ya da cem yokken Hızır adına pek çok uygulama vardır. Çınar bu tabloyu, Hızır’a tanrısal bir nitelik yüklendiğinin işareti olarak yorumlar; bu, yazarın kendi değerlendirmesidir.

Selahattin Döğüş, Ahmet Yaşar Ocak gibi araştırmacılara dayanarak Alevi-Bektaşi inançlarında Hz. Ali ile Hızır’ın özdeşleştirildiğini yazar; ona göre Hızır bazı anlatımlarda Hacı Bektaş ya da Şah İsmail ile de bir tutulur. Döğüş, Arap Alevilerinin (Nusayrîler) dualarında “Ya Ali! Ya Hıdır!” diye seslendiğini de aktarır. Uludağ ise yalnızca Hızır adının bazen Hz. Ali için kullanıldığını belirtir. Çınar’a göre bazı söylemlerde konuk “mihman Ali”, bazılarında “mihman Hızır”, bazılarında da “mihman Allah” diye anılır; bu yüzden gelen konuğun, kim olursa olsun, iyi karşılanması gerekir. Yazar, Hızır’ın oruç günlerinde evleri yoksul kılığında dolaştığına inanıldığını da aktarır.

Hızır adına yapılan uygulamalar

Bu uygulamalar kış ortasındaki Hızır ayında yoğunlaşır; orucun kendisi Hızır orucu maddesinde ele alınır. Çınar’ın derlemelerine göre orucun bitiminde perşembe akşamı Hızır cemi kurulur. Dede bu gece özellikle Hızır üzerine konuşur, Hızır’ı çağıran deyişler okunur ve semah dönülür. Bazı yerlerde ayrı bir Hızır semahı vardır.

  • Hızır kurbanı: Önceden Hızır’a adanır. Çınar’a göre okunan gülbankta Hızır’ın adı mutlaka geçer; kurban kesemeyenler kömbe pişirip dağıtır.
  • Hızır lokması: Çınar, Hızır’ın adı anılarak sunulan her yiyecek ve içeceğin lokma sayıldığını yazar. Oruç sonrası pişirilen kömbe bazı yörelerde bıçakla kesilmez, “ya Hızır” denilerek elle bölünür.
  • Kavut: Çınar’ın tanımında kavrulmuş buğday tanelerinin el değirmeninde öğütülmesiyle elde edilen undur ve o da bir tür lokma sayılır; yapılışı yöreye göre değişir, arpa unuyla yapılan biçimi Hızır orucu maddesinde geçer. Çınar’ın aktardığı uygulamada un, Hızır’ın gelip elini basacağı umuduyla bir gece tepside ya da bezde bırakılır, ertesi sabah tereyağıyla hazırlanıp paylaşılır.

Deyiş ve dualarda Hızır

Döğüş’e göre gülbanklardaki “Hızır yoldaşın ola” gibi dualarda Hızır mürşidin simgesidir. Yazar, Pir Sultan Abdal’ın bazı şiirlerinde Ali ile Hızır’ın özdeşleştiğini, Şah Hatayi’nin ise Hızır’ı mürşitlik temasıyla işlediğini belirtir. Çınar da birçok deyişte darda kalana yetişen olarak Ali yerine Hızır’ın anıldığını gözlemler.

Yöresel farklılıklar

Erdal Gezik, Hızır orucunun daha çok Dersim, Erzincan, Erzurum, Varto, Elazığ, Sivas, Malatya ve Maraş kökenli Aleviler arasında yaygın olduğunu, Hatay’da ise çok sayıda Hızır ziyaretgâhı bulunduğunu yazar. Çınar, Tunceli’de pek çok göl, dağ ve çeşmenin Hızır adını taşıdığını not eder.

Fatoş Yalçınkaya’nın Varto saha çalışmasına göre orada oruç “Roje Xızıri”, dönem “Aşma Xızıri” diye anılır. Perşembe geceleri evin kadını, Hızır evi ziyaret etsin diye çıra yakar ve sabah onun izi aranır. İzmir’e göç eden bazı kadınlar çıra yerine bir odanın ışığını açık bırakır.

Tahtacı Aleviler arasında anlatımlar farklıdır. Çınar’ın görüştüğü kişilerden biri Muğla çevresindeki Tahtacılarda Hızır orucunun son yıllarda yayıldığını söylerken, Mut yöresinden bir dede orucu çocukluğundan beri tuttuklarını anlatır. Bektaşi geleneğinde ise on iki posttan mihmandarlık postu Hızır’a ait sayılır (Uludağ; Çınar).

Hıdırellez ve tarihler

Hıdırellez, Hızır ile İlyas’ın buluştuğuna inanılan bir bahar geleneğidir ve kış ortasındaki Hızır ayı uygulamalarından ayrıdır. Tarihler bölgeye ve kuruma göre değiştiğinden güncel günler için Alevi takvimi sayfasına bakabilirsiniz.