İbadet
Gülbank
Tanım
Gülbank, topluca yapılan bir törende yüksek sesle okunan, kalıplaşmış bir dua metnidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kelime Farsçada “gül sesi” anlamına gelir ve gülbank okumak için çoğunlukla “gülbank çekmek” deyimi kullanılır. Kaynaklarda gülbang ve gülbenk biçimleri de geçer. TDV’ye göre gülbank Osmanlı toplum hayatında, bazı tarikatlarda, fütüvvet ehli esnafın toplantılarında ve Yeniçeri Ocağı’nda da okunmuştur.
Demircioğlu, Alevi ve Bektaşi gülbanklarının anlaşılır bir Türkçeyle söylendiğini ve başka bir dilde okunan bir gülbanka rastlanmadığını belirtir.
Kim okur, ne zaman okunur
TDV’ye göre gülbangi şeyh, dede, baba ya da bu işle görevli kişi çeker ve gülbank çoğunlukla bitirilen bir işin ardından okunur. Dedekargınoğlu ise Alevilerin her işe bir gülbankla başladığını vurgular. Demircioğlu, Şener’e dayanarak, cemin açılışında, kapanışında ve yürütülmesi sırasında dedelerin yaptığı duaları gülbank olarak tanımlar. Keskin ve Güneş’in aktardığı bir çalışmaya göre dede, hizmet sahiplerine tek tek ya da topluca gülbank verir.
TDV, Bektaşilikte hemen her tören için ayrı gülbankler düzenlendiğini yazar. İkrar, aşure, nevruz, çerağ, ad koyma, sünnet, lokma erkânı, sofra, gasil, cenaze ve defin gülbankleri bunların başlıcalarıdır. Erkânın sonunda okunan “büyük gülbank” karakteristik bir Bektaşi gülbangi sayılır.
Alevi cemlerinde de gülbank birçok aşamada okunur. Demircioğlu sofraya otururken ve sofradan kalkarken okunan gülbanklara ve bazı cemlerde tören başlamadan okunan “birleme gülbankı”na değinir. Çınar’ın farklı yörelerden kaynak kişilerle yaptığı derlemeye göre Hızır cemine getirilen lokmalara gülbank verilir ve bu gülbanklarda Hızır adı özel olarak anılır. Rençber’in Adıyaman’da kaydettiği dardan indirme erkânında kurbancı lokma tabağıyla meydana gelir, dede de kurban ve lokma için dua eder.
Yapısı
TDV’ye göre gülbankler “Allah” lafzıyla başlar. “Allah Allah illallah”, “Allah Allah eyvallah” ve “Bism-i şâh Allah Allah” bu açılış kalıplarındandır. Demircioğlu’nun Özdemir’den aktardığına göre bunlardan ilki yeniçerilerin kullandığı kalıptır, üçüncüsü ise eskiden az kullanılırken bugün yaygınlaşmıştır.
Açılışı, gülbangin hangi iş için çekildiğini belirten cümleler ve en uzun bölümü oluşturan dua cümleleri izler. Ardından Hz. Peygamber, Hz. Ali ve yolun büyükleri anılır. TDV’ye göre gülbank “demine devranına hû” gibi bir sözle biter ve dinleyenler hep birlikte “hû” diyerek karşılık verir.
TDV, Bektaşi ve Alevilerde gülbank çekilirken muhip ve dervişlerin niyaz durumuna geçtiğini yazar. Ayakta duranlar ayaklarını mühürler, oturanlar parmak uçlarını yere değdirip secdeye varır ve gülbank bitince “hû” diyerek kalkar. Bu duruş için dâr maddesine bakılabilir.
Dedekargınoğlu’na göre Alevi gülbanklarında cümleler kısa ve kafiyelidir. İçlerinde Üçler, Beşler, Yediler, On İki İmam, On Dört Masum-u Pâk, On Yedi Kemerbest ve Kırklar anılabilir. Ona göre metinler tek bir şablona bağlı değildir. Okuyanın bilgisine ve görgüsüne göre değişebilir, o anın durumuna göre irticalen söylenen gülbanklar da vardır.
Terceman ile farkı
TDV’ye göre terceman sözcüğü zaman zaman gülbank yerine kullanılır, ama ikisi arasında bir fark gözetilir. Terceman yatarken, uyanınca ya da bir türbe ziyaretinde tek bir kişi tarafından okunabilir. Gülbank ise topluca yapılan bir törende, belli bir âdâb içinde çekilir. Tercemanlar daha çok Bektaşiler ve fütüvvet ehli arasında yaygındır ve bir kısmının yazarı bellidir, gülbankler ise anonimdir. Demircioğlu da bazı cem törenlerinde “tercüman” adıyla okunan kısa, manzum dualardan söz eder.
Alevi ve Bektaşi gülbankleri
TDV maddesine göre Alevilikte, Bektaşilik etkisiyle geliştiği anlaşılan bir gülbank edebiyatı vardır. Ancak Alevi gülbankleri Bektaşi gülbanklerine göre daha kısa ve sade cümlelerden oluşur. Aynı madde, Mehmet Yaman’ın bu törenlerde çekilen gülbanklerin bir kısmını “dua” adıyla anmasını, metinleri sadeleştirip eklemeler yapmasını geleneksel gülbank yapısına bir müdahale olarak değerlendirir ve benzer bir müdahalenin yer yer Bedri Noyan’da da görüldüğünü belirtir. Dedekargınoğlu ise Alevilikte duaya gülbang da dendiğini yazarak iki terimi aynı anlamda kullanır. Çınar da Hızır törenlerindeki gülbankları dedenin söylediği dualar olarak tanımlar, ama onları öteki dualardan daha uzun ve şiirsel metinler olarak ayırır.