İbadet
Zâkir
Tanım ve on iki hizmetteki yeri
Zâkir, cemde saz çalarak deyiş, nefes ve düvaz okuyan hizmet sahibidir ve on iki hizmet arasında sayılır. Bülent Akın’a göre zâkir cemde dededen sonra en çok görev üstlenen kişidir ve okuduğu manzum metinlerle ritüelin akışını baştan sona taşır. Akın, cem sırasında diğer hizmetlerle karşılıklı iletişimde olan iki post bulunduğunu yazar: dede postu ve zâkir postu. Bir hizmet tamamlandığında dede gülbank ve dualarla, zâkir ise sazla okuduğu “hizmet hakkı” denen manzumelerle karşılık verir. Akın ayrıca Buyruk nüshalarında zâkirin Cebrail’in görevini üstlenen hizmet olarak anlatıldığını aktarır.
Dilek Yayla’nın görüştüğü zâkir Türkan Akbıyık, kelimenin “zikreden, söyleyen” anlamına geldiğini ve zâkirin en az dede kadar önemli olduğunu söyler. Seval Eroğlu ise Ersal’ın Birdoğan’dan hareketle bu adın Rufailik, Celvetilik ve Mevlevilik gibi yollarda da çalgıyla şiir okuyan dervişlere verildiğini aktarır.
Cemdeki görevleri
Serap Yağmur İlhan’a göre zâkirler dedeye yakın oturur ve dedenin emriyle deyiş, nefes, miraçlama, düvaz-ı imam, mersiye ve nevruziye okur, okuduklarına sazla eşlik eder. İlhan bu görevin cemle sınırlı olduğunu da not eder. Akbıyık’ın anlattığı akışta zâkir hizmet sahiplerini deyişlerle meydana çağırır, çerağ uyandırılırken çerağ deyişi okunur, sakka suyu meydana gelince İmam Hüseyin için mersiye okunur. Akbıyık, cemde her türkünün okunamayacağını, ezginin cemin akışına uygun olması gerektiğini vurgular. Kurt’un aktardığı Namık Kemal Doğanay’a göre zâkir muhabbette önce “usta malı” denen yedi ulu ozan ve yol ehli âşıkların nefeslerini okur, kendi deyişlerini ise dedenin himmetiyle seslendirebilir. Okunan türler için deyiş ve nefes, semah ezgileri için semah, çalgı için bağlama ve cem maddelerine bakılabilir.
Farklı adlar
Kaynaklar zâkir için yöreye göre değişen adlar kaydeder. Melih Duygulu, Alevi-Bektaşi topluluklarında saz çalana “sazandar, zâkir, gûyende” dendiğini yazar. Eroğlu, Akın ve Ersal’a dayanarak âşık, sazandar, kamber, güvende, gövender, gûyende, kelâmhan, sefithan, ak okuyan ve bülbül adlarını sayar. Akbıyık bazı yörelerde “cem âşığı”, “güvende” ya da “sazende” dendiğini söyler.
Zâkir ile âşık ilişkisi farklı yorumlanır. Eroğlu’nun aktardığına göre Güngör, Şanlıurfa’nın Kısas yöresinde bir kişinin âşık sayılması için zâkirlik sürecini tamamlaması gerektiğini belirtir. Eroğlu’nun aktardığı Coşkun ise bugün âşık kimliği taşımadan cem nefeslerini okuyan zâkirler bulunduğunu, gelenekte ise zâkirlerin aynı zamanda âşık kimliği taşıdığını yazar.
Zâkirlik nasıl öğrenilir
Akın’ın Ersal’a dayanarak aktardığına göre zâkir adayı küçük yaştan itibaren bağlı olduğu ocağın dedesi ya da zâkirinin yanında o ocağa özgü ezgileri öğrenir, önce cem dışındaki muhabbetlerde çalar, vakti gelince “post kurbanı” vererek zâkir postuna geçer. Yayla’nın Er’e dayanarak aktardığına göre ise kültürün içinde yetişmek ve bir ocağa bağlı olmak önemlidir ama zâkirliğin baş koşulu değildir. Zâkirlik soya dayalı bir kurum değildir ve adaylar bu hizmeti çoğunlukla ailelerindeki zâkirlerden usta çırak ilişkisi içinde öğrenir. Akbıyık’a göre ocağa bağlı olmak dedelikte aranır, zâkirlikte aranmaz. Yayla, adayın deyiş ve düvazları ezberlemesinin önemini vurgular ve Güneş’e dayanarak kıdemli âşıklardan onay alması gerektiğini aktarır. İlhan’ın Kahramanmaraş’ta görüştüğü on zâkirden yedisi bir ustanın yanında öğrenmiştir. Biri babasından, biri büyükbabasından öğrenmiş, biri de kendi kendine yetişmiştir.
Kentte zâkirlik
Eroğlu’ya göre 2000’li yıllardan itibaren zâkirlik bağlama kursu eğitimi almakla eş tutulmaya başlanmış, kentlerde zâkirlik eğitimi alanlar genellikle bu kurslardan gelmiştir. Eroğlu, halk müziği alanında tanınan bazı kişilerin bu kurslar yoluyla inanç alanında da etkinlik kazandığını belirtir. Eroğlu’nun görüştüğü, zâkir adayları adına da konuşan bir müzisyen, bu isimlerden ders aldıklarını ama eserleri konser vermek için okumadıklarını söyler. Yayla’nın çalışması kent cemevlerinde kadın zâkirlerin görünürlüğüne odaklanır. Yayla, Akbıyık’ın bir cemevinde bağlama kursu vererek zâkir yetiştirmeye çalıştığını aktarır.