Kişiler
Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli)
Velâyetnâme’deki anlatı
Haşim Şahin’e göre Seyyid Ali Sultan’ın hayatı hakkındaki başlıca kaynak, adına yazılmış Velâyetnâme’dir. Şahin, eserin içindeki ifadelerden Cezbî adlı biri tarafından yazıldığının anlaşıldığını belirtir. Şahin’in TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki özetine göre Seyyid Ali Sultan, Horasan’da yaşarken rüyasında gördüğü Hz. Peygamber’in emriyle kırk arkadaşıyla Balkan fetihlerine katılmak üzere yola çıkar. Önce Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına uğrar ve onun emriyle Osmanlı topraklarına gelir. Şahin bu görüşmenin kronolojik olarak mümkün olmadığını, anlatının onun sonraki dönemde Bektaşilik içindeki konumuyla ilişkili olduğunu düşünür.
Şahin’in aktardığına göre Velâyetnâme’de onun Gelibolu, Bolayır, Dimetoka ve Edirne gibi yerlerin fethine katıldığı anlatılır. En yakın yoldaşı Seyyid Rüstem Gazi’dir. Şahin, Abdal Musa Velâyetnâmesi’nde de Seyyid Ali Sultan’ın Abdal Musa’nın müridi olarak anıldığını aktarır.
Tarihlendirme
Yaşadığı dönem kaynaklarda farklıdır. Şahin’e göre Velâyetnâme’nin Türkiye’deki nüshaları onu Yıldırım Bayezid dönemine, Kahire nüshası ise Orhan Gazi dönemine yerleştirir. Şahin, Kahire nüshasındaki Süleyman Paşa ile ilgili bilgilerin tarihsel verilerle örtüştüğünü yazar ve onun Orhan Gazi, I. Murad ve Yıldırım Bayezid devirlerini gördüğünün söylenebileceğini belirtir. Şahin’e göre Yıldırım Bayezid 1402’de tekkesine üç köyün gelirini vermiştir; Musa Çelebi dönemine ait bir belge de onun 1412’de hayatta olduğunu gösterir.
Fahri Maden ise Ahmet Hezarfen’e dayanarak 1310-1402 tarihlerini, Bedri Noyan’a dayanarak tekkenin 1397’de kurulduğu görüşünü aktarır. Şahin’in aktardığına göre Irène Beldiceanu-Steinherr onun Bayezid döneminde Balkan fetihlerinde yer alan Hacı İlbey ile aynı kişi olduğunu ileri sürmüş, ancak 1999 tarihli çalışmasında bu bağlantıya hiç değinmemiştir. Şahin’e göre Cemal Kafadar bu özdeşliği kabul eder görünmekle birlikte asıl önemli olanın ikisinin temsil ettiği gaza anlayışı olduğunu düşünür.
Dimetoka’daki tekke
Maden’e göre tekke, 15. yüzyılın başında Dimetoka’nın Cebel nahiyesine bağlı Küçük Derbend köyünde kurulmuştur; Maden’in Rıza Yıldırım’a dayanarak aktardığına göre meydan evinin kapısındaki kitabe 804 (1401-1402) tarihini verir. Yaltırık, Dimetoka’nın bugün Yunanistan sınırları içinde olduğunu belirtir. Şahin türbesinin de Dimetoka’da bulunduğunu yazar. Maden’e göre tekke 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından kapatılmış, ana binası camiye çevrilmiş, Sultan Abdülaziz döneminde ise yeniden açılmıştır.
Bektaşi ve Alevi geleneğinde
Şahin’in TDV maddesinde Ahmet Yaşar Ocak’a dayanarak aktardığına göre Bektaşi geleneğinde Seyyid Ali Sultan on iki posttan aşçı postunun sahibi sayılır ve tekkesi en önemli dört Bektaşi tekkesinden biri kabul edilir. Şahin, onun kendi döneminde Bektaşilikle ilişkisinin düzeyinin bilinmediğini de not eder; makalesinde ise yaşadığı dönemde bir Vefâî-Babaî dervişi olduğunu yazar. Yine Şahin’e göre Bektaşi tarikatını doktrin bakımından asıl kuran kişi olarak anılan Balım Sultan bu tekkede yetişmiştir. Ahmet Yaşar Ocak ise Şahin’in aktardığına göre onu bir Kalenderi şeyhi ya da “Proto-Bektaşi” olarak tanımlar. Rıza Yıldırım, John K. Birge’nin onu Sarı Saltuk ile birlikte Balkanlarda Bektaşi yolunun ilk temsilcileri arasında saydığını hatırlatır ve Kızıldeli’nin Bektaşi tarikatının oluşum döneminde belirleyici bir rol üstlendiğini savunur.
Şahin, adının Kul Himmet, Virani ve Pir Sultan Abdal gibi şairlerin nefeslerinde geçtiğini belirtir. Hüseyin Yaltırık, incelediği ve Seyyid Ali Sultan adıyla anılan bir Bektaşi süreğinin cemlerinde nefeslerin bağlama eşliğinde okunduğunu, semah dönüldüğünü ve nefeslerin “Nefes Defteri” denen defterlerde saklandığını yazar.
Haşim Şahin, Anadolu’da yaygın bilinen Alevi ocakları arasında “Kızıldeli (Seyyid Ali Sultan)” adıyla bir ocak sayar.