Yol
Pir, rehber, mürşit
Kavramlar
Sâfi Arpaguş, TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki maddesinde Farsça “pîr” kelimesinin tasavvufta mürşit, velî ve şeyh ile eş anlamlı kullanıldığını, tarikatların kurulmasından sonra tarikat kurucusuna da pîr dendiğini yazar; Arpaguş’a göre Hacı Bektaş Veli Bektaşiliğin pîridir.
Çelik ve Balcı, Alevi toplumunda mürşitlik, pirlik (dedelik), rehberlik ve taliplik olmak üzere dört manevi mertebe sayar. Yazarların, Tuğrul’un Tunceli Aleviliğini bir ocak örneği üzerinden inceleyen çalışmasına dayanarak aktardığına göre en üst mürşit Hz. Peygamber ile Hz. Ali, sonra Hacı Bektaş Veli’dir; mürşit “pirin piri”dir ve her pirin yaşayan bir piri bulunur. Eğri’ye dayanarak da üçlü sıralamanın mürşit, pir, rehber olduğunu, bazı yörelerde ise pir ile mürşidin yer değiştirdiğini not ederler.
Görevler
Çelik ve Balcı’nın Yardımcı’ya dayanarak aktardığına göre mürşit, pir, rehber ve talipleri eğitim, yargılama ve karar bakımından denetleyen üst makamdır. Yazarların Dedekargınoğlu’ndan aktardığına göre pir konumundaki dede cemleri yönetir, görgü ve sorgu yapar, musahiplik işlemlerini yürütür. Aktürk ve Tuğrul’un aktardığı Buyruk pasajlarına göre pirin kâmil olması, dört kapı kırk makamı bilmesi gerekir; Buyruk Evlad-ı Resul’den olmayanın pirliğini caiz saymaz, ancak yalnızca soyun yeterli olmadığını da vurgular.
Üzüm rehberi dede yokken işleri yürüten yardımcısı ve vekili sayar; cemdeki on iki hizmetin üçüncüsü olan ve nakiblik diye de anılan rehberlik, talipleri dedenin huzuruna götürmeyi de içerir. Çelik ve Balcı, Öztürk’ün Tunceli Aleviliği üzerine çalışmasına dayanarak rehberin köy köy dolaşıp sorunları pire bildirdiğini, Fığlalı’ya dayanarak rehberlikte Evlad-ı Resul şartı aranmadığını, Çem’e dayanarak da halk arasında “râyber” dendiğini aktarır.
Cem, ikrar ve görgü
Çelik ve Balcı’nın Eröz üzerinden aktardığı bir dedenin anlatımına göre dede rehber olmadan dedelik edebilir, ancak görgü cemi için rehber, pir ve mürşit üçlüsü gerekir. Dönmez, Balcı ve Çelik’in Atalay’a dayanarak aktardığı bir Buyruk pasajı, yirmi yaşına gelen kişinin önce bir rehber eteği tutmasını, sonra bir pir ve bir mürşide, ardından bir musahibe ulaşıp ikrar vermesini ister. Yazarlara göre musahiplik ikrarı rehberin önderliğinde, pir ya da mürşit huzurunda verilir.
Ocaklar ve yöresel farklar
Ocak yapısı için Alevi ocakları ve ocak sistemi maddelerine bakılabilir. Ocakların bağlılığı konusunda kaynaklar farklıdır: Çelik ve Balcı’nın Tuğrul’dan aktardığına göre ocaklar son tahlilde Hacı Bektaş Veli’yi mürşit kabul eder; Üzüm ise ocakların bir kısmının Hacı Bektaş Veli ocağını tanımadan kendi iç düzeniyle işlediğini yazar.
Hasan Coşkun’un Sivas’ın Kangal ilçesindeki Türkmen Alevileri arasında yaptığı alan çalışması, dedelerin kendi anlatımlarında da farklılık olduğunu gösterir. Coşkun’a göre rehber, pir ve mürşidin üçü de ocakzade dedelerdir ve aralarındaki sıralama bir görev bölümüdür; bu, rehberlikte soy şartı aranmadığı yönündeki aktarımdan farklıdır. Görüştüğü dedelerden biri üçü arasında hiyerarşik bir ilişki bulunduğunu, köydeki sorunların sırayla rehbere, pire ve mürşide götürüldüğünü anlatır. Bir başka dede ise rehber, pir ve mürşit arasında Bektaşilikteki gibi bir mertebe olmadığını, ilişkinin dairesel olduğunu, her ocağın pir ve mürşitlerinin kendi ocağının üstatları olduğunu söyler. Bir diğeri de üç rolün özde aynı olduğunu, farkın makamdan geldiğini ifade eder.
Üzüm’e göre Safeviler dönemindeki altı dereceli teşkilat (halife, dede, mürebbi ya da dikme rehber, musahip, talip) zamanla dede, rehber ve talipten oluşan üçlü bir sisteme dönüşmüştür.
Bektaşilikte
TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki Bektaşîlik maddesinin yazarı Ahmet Yaşar Ocak’a göre Bektaşilikte Hacı Bektaş Veli soyundan geldiğini söyleyen çelebiler ile bunu reddeden babalar arasında bir ayrılık vardır. Yazar, Balım Sultan döneminden itibaren Hacı Bektaş zaviyesinde oturan ve bütün Bektaşilerin şeyhi sayılan kişiye “dedebaba”, tekke başkanlarına “baba” dendiğini yazar. Aynı yazara göre pir evindeki on iki postun birincisi Hacı Bektaş Veli’nin pir postu, ikincisi Hz. Muhammed’i temsil eden mürşit postu, üçüncüsü Hz. Ali’yi temsil eden rehber postudur; talibi ikrara hazırlamak rehberin görevidir. Çelik ve Balcı’nın aktardığına göre Bedri Noyan, Bektaşilerde mürşidin baba, Alevilerde dede olduğunu söyler. Coşkun’un görüştüğü Kangal Alevileri ise kendilerinde babalık, halifelik ve dedebabalık gibi basamakların bulunmadığını söyler.