Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

Kişiler

Hubyar Sultan

Genel bilgi

Hubyar Sultan, Alevi geleneğinde adına bir ocak bulunan erenlerden biridir. Haşim Şahin, TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Ocak” maddesinde Anadolu’da yaygın bilinen Alevi ocakları arasında Hubyar Sultan’ı da sayar. Ali Yaman ise onu, Ağuiçen ve Sarı Saltık gibi dede ocaklarına adını veren şahsiyetler arasında anar.

Hayatı hakkında bilinenler büyük ölçüde sözlü geleneğe ve birkaç arşiv kaydına dayanır. Ali Selçuk, menkıbelerdeki Hubyar hakkında tarihî veri bulunmadığını belirtir.

Tarihlendirme konusundaki görüşler

Ahmet Mazlum ve Derya Gürtaş Dündar, Hubyar Sultan’ın yaşadığı dönem hakkında farklı görüşler bulunduğunu yazar ve bunları özetler. Yazarların Sarıtaş ve Yüner’e dayanarak aktardığı ilk görüşe göre Hubyar, 13. yüzyılda Ahmet Yesevi dergâhında yetişmiş ve Hacı Bektaş Veli ile aynı dönemde Anadolu’ya gelmiş bir derviştir. Yine Yüner’e göre onun Osmanlı padişahı II. Murad döneminde yaşadığı da düşünülür; yazarlar, Ali Kenanoğlu ve İsmail Onarlı’ya dayanarak bazı kaynakların onu IV. Murad dönemine yerleştirdiğini de not eder. Kenanoğlu ve Onarlı’dan aktarılan bir başka görüş ise türbesi Almus’ta bulunan ve 1500’lü yıllarda yaşamış Hubyar Abdal’ı öne çıkarır. Mazlum ve Gürtaş Dündar, Hasan Coşkun’un Fikri Karaman’dan aktardığı arşiv bulgularına da yer verir. Buna göre 1554 tarihli tahrir kaydı, Hubyar Derviş adlı birinin Gürgençukuru denilen yerde bir zaviye kurduğunu kaydeder.

Selçuk da sözlü ve yazılı kaynaklara göre iki Hubyar bulunduğunu belirtir. Selçuk’a göre tarihî Hubyar 16. yüzyılda yaşamıştır, fakat onunla ilgili anlatıların çoğu 13. yüzyıla aittir. Selçuk, Almus’taki türbede yatan Hubyar’ın 1582’de öldüğünün, ardından verilen bir şeyhlik fermanından anlaşıldığını yazar. Yine Selçuk’a göre halk inancında menkıbevi ve tarihî Hubyar, bu türbede tek bir kutsal kişilik olarak birleşmiştir.

Tekke ve türbe

Selçuk’a göre Hubyar, bugün Tokat’ın Almus ilçesine bağlı ve kendi adını taşıyan köyün bulunduğu yerde, yörenin en yüksek dağı olan Tekeli Dağı’nın yamacında bir tekke kurmuş ve öldüğünde tekkenin bahçesine gömülmüştür. Selçuk’a göre Hubyar Tekkesi ve Türbesi bugün yörenin en çok ziyaret edilen Alevi inanç merkezlerinden biridir.

Menkıbeler ve gelenekteki yeri

Selçuk’un 2010’da başlayıp 2024’te güncellediği alan araştırmasında görüştüğü kişilerin anlattıklarında Hubyar ile Ahmet Yesevi arasında yakın bir bağ kurulur. Bu anlatılara göre Hubyar’ın asıl adı Ahmet’tir ve Hubyar adı ona Hacı Bektaş Veli tarafından verilmiş bir bâtın adıdır. Selçuk’un aktardığına göre anlatıcıların bir kısmı onu Yesevi’nin kendisi, bir kısmı Yesevi’nin soyundan ya da halifesi sayar; bazı anlatılarda ise Yesevi onun hocasıdır. Selçuk, her iki şahsiyetin de olağanüstü kerametlerle anılmasının bu inanca dayanak oluşturduğunu düşünür.

Mazlum ve Gürtaş Dündar’ın görüştüğü kişilerin anlatılarında ortak bir motif, Hubyar Sultan’ın küçük bir kazanla büyük bir orduyu doyurmasıdır. Yazarlar bu kerametin yazılı kaynaklarda da geçtiğini belirtir.

Hıdır Temel, Hubyar ocağının hem Abdal Musa hem de Sofiyan süreği altında sınıflandırıldığını yazar. Temel’e göre ocaklar arasındaki farklar en çok semah, kıyafet ve zikir biçimlerinde görülür. Temel, buna örnek olarak yalnızca bu ocağa ait olduğu bilinen Hubyar semahını gösterir.