Alevi Rehberi

History

This entry is not yet available in English. You are viewing the Turkish version.

Babaî İsyanı

Olayların ana hatları

Babaî İsyanı, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhusrev döneminde Türkmen şeyhi Baba İlyâs-ı Horasânî ve halifesi Baba İshak önderliğinde çıkan ayaklanmadır. Ahmet Yaşar Ocak, TDV İslâm Ansiklopedisi maddelerinde isyanı 637 (1240) yılına tarihler. Bahattin Keleş ise Baba İshak’ın 1239 yazında bir vergi anlaşmazlığını gerekçe yaparak harekete geçtiğini, bazı yazarların başlangıç için 3 Ağustos 1239 tarihini verdiğini aktarır.

Ocak’a göre Baba İlyas, Amasya yakınındaki Çat (bugünkü İlyas) köyünde zaviye açmış bir Vefâî şeyhiydi. İsyanı Adıyaman yakınındaki Kefersud’da fiilen başlatan Baba İshak, Malatya üzerinden Amasya’ya ilerledi. Baba İlyas Amasya’da yakalanıp idam edildi. Baba İshak’ın yönettiği topluluk ise Kırşehir yakınındaki Malya ovasında, saflarında paralı Frank askerleri bulunan Selçuklu ordusuna yenildi.

Kaynaklar ve çelişkileri

Ocak’a göre “Babaî” adı ilk kez çağdaş Selçuklu tarihçisi İbn Bîbî’nin el-Evâmirü’l-ʿAlâʾiyye adlı eserinde geçer. Ali Rıza Özdemir, olayı anlatan ilk eserin Dominiken misyoner Simon de Saint-Quentin’in Moğollara dair tarihi olduğunu ve yazarın bilgisini saray çevrelerinden ve Frank askerlerinden derlediğini belirtir. Özdemir’e göre Sıbt İbnü’l-Cevzî ve Süryani tarihçi Gregory Ebü’l-Ferec de önderin peygamberlik iddiasında bulunduğunu yazar.

Ailenin kendi anlatısı, Ocak’a göre Baba İlyas’ın torunlarından olan Elvan Çelebi’nin 1358-59’da bitirdiği Menâkıbü’l-kudsiyye’dir. Ocak bu eseri yarı menkıbevî bir aile tarihi olarak niteler. Özdemir’e göre Elvan Çelebi saray kaynaklarındaki suçlamaları reddeder ve isyanın 10 Muharrem’de başladığını yazar.

Ocak ve Özdemir, İbn Bîbî’nin Baba İlyas’a ait olayları Baba İshak’a yüklediğini ve bu yüzden isyanın önderinin uzun süre Baba İshak sanıldığını belirtir. Keleş, Baba İlyas’ın ölümünü Saint-Quentin, İbn Bîbî, Ebü’l-Ferec ve Elvan Çelebi’nin birbirinden farklı anlattığını gösterir. Özdemir ise peygamberlik iddiasının saray çevrelerinin “kara propaganda”sı olabileceğini savunur.

Yorumlar

Ocak, isyanı Selçuklu toprak ve vergi düzenindeki bozulmanın göçebe Türkmenleri sıkıştırmasıyla açıklar; Baba İlyas’ı kendini mehdî olarak tanıtan bir önder olarak görür. Ona göre isyan siyasi ve sosyal bir olaydır; “Babaîlik” ise bastırılmasının ardından müritler arasında gelişen, Sünnîliğe uymayan senkretik bir dinî tasavvufi akımdır. Ocak’ın bu konudaki kitabının Hasan Çiftçi’nin değerlendirdiği 2011 Dergâh baskısı, “Alevîliğin Tarihsel Altyapısı” alt başlığını taşır.

Keleş ise isyanı siyasi bir hareket olarak görür; ona göre önderler dinî söylemi siyasi amaçları için kullanmıştır. Özdemir, Babaîlerin heterodoks zümrelerden oluştuğu ve hareketin mesiyanik olduğu yönündeki görüşlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini yazar.

Alevi ve Bektaşi çevreleriyle bağ

Ocak’a göre Baba İlyas’ın başlattığı hareket, halifeleri aracılığıyla yayılarak abdalân-ı Rûm’a, Bektaşîliğe ve 16. yüzyılda Kızılbaş olarak anılan toplulukların oluşmasına zemin hazırladı. Özdemir, Âşıkpaşazâde’nin Hacı Bektaş Veli’yle birlikte geldiğini yazdığı Menteş adlı birinin Sivas’ta öldürüldüğünü kaydettiğini aktarır. Özdemir’in vardığı sonuca göre Hacı Bektaş isyana katılmak istemiş fakat buna izin verilmemiş, yenilgiden sonra Babaî Türkmenleri onun çevresinde toplanmıştır.

Bu süreklilik anlatısına yöneltilen eleştiriler de vardır. Enes Ateş’in aktardığına göre Ayfer Karakaya-Stump, Fuad Köprülü’den başlayıp Ocak ve Irène Melikoff’un sürdürdüğü, “heterodoksi” ve “senkretizm” gibi ikili kavramlara dayanan yaklaşımı sorunlu bulur. Bu tartışmanın genel çerçevesi için Alevilik nedir? maddesine bakılabilir.