Alevi Rehberi

Tarih

Gazi olayları (Mart 1995)

Ne oldu?

Bianet’in 2012 tarihli haberine göre 12 Mart 1995’te İstanbul’daki Gazi Mahallesi’nde bir otomobilden üç kahvehaneye ve bir pastaneye ateş açıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2005 tarihli kararında aktarılan başvurucu anlatımına göre mahalle sakinlerinin çoğunluğu Alevi’dir ve bu saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, 25 kişi yaralandı. Bianet’in 2012 tarihli haberine göre saldırının ardından karakola yürüyen mahalle sakinlerine ateş açıldı; bianet’in 2009 tarihli haberine göre gösteriler ertesi gün de sürdü ve haber ölümleri polise bağlar. Başvurucuların anlatımına göre 13 Mart öğleden sonra bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edildi; 15 Mart’ta Ümraniye’de yapılan bir yürüyüşte beş kişi daha hayatını kaybetti.

Kararda özetlenen Türkiye Hükümeti anlatımına göre ise kalabalık polise taş ve molotof kokteyli attı; polis sözlü uyarı, tazyikli su ve copun ardından havaya uyarı ateşi açtı. Hükümete göre Ümraniye’de kalabalığın arasındaki silahlı kişiler ateş açtı; başvurucular kalabalıktan ateş açılmadığını ileri sürdü.

Adlandırma ve kayıp sayısı

Bianet “Gazi katliamı” der, Evrensel de “katliam” ifadesini kullanır. Emniyet mensubu olan Çalışkan “Gazi Olayları” der; Okur “1995 Gazi olayları”, Anadolu Ajansı “Gazi Mahallesi olayları” der. Bu sitede “Gazi olayları” adı kullanılmaktadır.

Bianet’in 2012 tarihli haberi 17’si Gazi’de, 5’i Ümraniye’de olmak üzere 22 ölü ve resmi kayıtlara göre 300 yaralı verir; bianet’in 2009 tarihli İngilizce haberi de toplamı 22 olarak verir. AİHM kararındaki başvurucu anlatımına göre Gazi’de 15 kişi öldü ve 276 kişi yaralandı. Hükümetin anlatımına göre ise Gazi’de 13 kişi öldü; yaralanan 195 kişinin 36’sı polis, 7’si askerdi. Milliyet’in 1997 tarihli haberi 12-13 Mart olaylarında 17 kişinin öldüğünü yazar. Evrensel’in 2026 tarihli haberine göre otopsiler, ölenlerden 17’sinin polis mermisiyle hayatını kaybettiğini gösterdi. Hükümetin AİHM’e sunduğu bilgilere göre ise balistik raporlarda cesetlerden çıkarılan mermiler görevli güvenlik güçlerinin silahlarıyla eşleşmedi.

Yargı süreci ve AİHM

AİHM kararına göre savcılık Temmuz 1995’te 20 polis memuru hakkında Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nde kasten öldürme suçlamasıyla dava açtı. Dava güvenlik gerekçesiyle Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. AİHM kararına göre yerel mahkemenin 2000’deki mahkûmiyet kararı Yargıtay’ca bozuldu; Kasım 2001’deki yeni kararda bir polis üç kişinin ölümünden beş yıl, bir başkası bir kişinin ölümünden bir yıl sekiz ay hapis cezası aldı ve ikinci ceza 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddesi uyarınca ertelendi. Diğer 18 polis beraat etti. Bianet’in 2012 tarihli haberi ilk polis için farklı bir ceza süresi verir ve iki cezanın da 4616 sayılı Kanun’a göre ertelendiğini yazar. Bianet’in 2009 tarihli haberine göre Çağdaş Hukukçular Derneği, aradan 14 yıl geçmesine rağmen sorumluların yargılanmadığını belirtir. AİHM kararına göre Ümraniye için savcılık polisler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

AİHM, 26 Temmuz 2005 tarihli Şimşek ve Diğerleri - Türkiye kararında oybirliğiyle Sözleşme’nin 2. maddesinin (yaşam hakkı) hem esas hem usul yönünden ve 13. maddesinin (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme gösterilerin barışçıl olmadığını kabul etti, ancak polisin daha az tehlikeli yöntemlere başvurmadan doğrudan kalabalığa ateş ettiğini ve 17 kişinin ölümüne yol açan gücün kesinlikle gerekli olandan fazla olduğunu, soruşturmaların da hızlı ve yeterli yürütülmediğini belirtti. Dinî inanç nedeniyle ayrımcılık şikâyetini (14. ve 17. maddeler) kanıtlanmamış bularak bu maddelerde ihlal görmedi. Bir ailenin başvurucularına ortaklaşa, diğer 16 başvurucuya ayrı ayrı 30.000’er avro, toplam 510.000 avro manevi tazminata hükmetti; bu toplam bianet’in 2008 tarihli haberindeki rakamla örtüşür.

Meclis ve resmi açıklamalar

CHP’li Ali Özgündüz’ün 2013’te Genel Kurul’da aktardığına göre dönemin Başbakanı Tansu Çiller “Alevi vatandaşlarımıza yönelik saldırıları şiddetle kınıyorum” demişti. AK Parti’li İdris Şahin 2013’te, 14 Mart 1995’te tüm grupların ortak önergesiyle bir Meclis araştırma komisyonu kurulduğunu söyledi; AK Parti’li Oğuzhan Kaya ise 2020’de komisyonun kuruluş tarihini 28 Haziran 1995 olarak verdi. Şahin’in aktardığına göre komisyon raporu mahallede önceye dayalı bir Alevi-Sünni gerginliği olmadığını, kahvehane saldırısının bilinen bir terör örgütünce yapılmadığını, olayların gelişimi sırasında aşırı sol ve bölücü örgütlerin iş birliği içinde olduğunu ve olayların Alevi-Sünni gerginliği çıkarmak amacıyla provoke edildiğini değerlendirdi. Özgündüz, bu araştırmada sorumluların tespitine ilişkin bir açıklama bulunmadığını savundu.

Bianet’e göre CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba 2012’de yeni bir Meclis araştırması istedi; TBMM kayıtlarına göre önerge yasama dönemi sona erdiğinden hükümsüz sayıldı. AK Parti adına konuşanlar, daha önce bir araştırma yapıldığını belirterek BDP’nin 2013’teki ve HDP’nin 2020’deki yeni araştırma önerilerine karşı çıktı.

Farklı anlatımlar

Çalışkan, kahvehane saldırısının ardından Alevi sakinlerin kitlesel tepkisinin “provoke edildiğini” yazar ve 1995’ten itibaren sol örgütlerin mahallede etkin olduğunu savunur. Sabah yazarı Nazlı Ilıcak’ın 2009 tarihli yazısına göre “yasadışı sol örgütlerin provokasyonuyla harekete geçen halk” polise ateş açtı. Anadolu Ajansı’nın 2016 tarihli bir haberi “Gazi Mahallesi olayları”nı DHKP/C’nin eylemleri arasında sayar. Okur’un görüştüğü mahalle sakinlerinin tamamı ise 1995 olaylarına kuşkuyla yaklaşır; çalışmaya göre olaylardan sonra polis ile mahalle arasındaki güvensizlik zirveye ulaştı.

Alevi kurumları ve aileler

Bianet’in 2008 tarihli haberine göre Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) başkanları dosyanın yeniden açılmasını ve dönemin yöneticilerinin yargılanmasını istedi. BirGün’ün 2017 tarihli haberine göre ABF başkanı anmada Alevilerin Osmanlı’dan bu yana zulüm gördüğünü hatırlattı. Evrensel’in 2026 tarihli haberinde hayatını kaybedenlerden birinin kardeşi, verilen cezaların “sembolik kaldı”ğını söyler.

12 Mart anmaları

Bianet’in haberlerine göre olaylar yıl dönümü olan 12 Mart’ta Gazi Mahallesi’nde anılır. 12 Mart 2012’deki 17. yıl anmasında katılımcılar eski karakolun bulunduğu sokakta toplanıp Alibeyköy Mezarlığı’na yürüdü, ardından Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Bianet’e göre 30. yıl anması 12 Mart 2025’te Gazi Cemevi önünde yapıldı ve burada bir anıt açıldı; bianet’in PİRHA’ya dayanarak aktardığına göre anmada Gazi Cemevi ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı başkanları konuştu. Benzer anmalar için Sivas Katliamı ve Maraş Katliamı maddelerine, anma günleri için Alevi takvimi sayfasına bakılabilir.