Alevi Rehberi

Alevi Rehberi

Practice

This entry is not yet available in English. You are viewing the Turkish version.

Cem

Tanım ve adlandırma

Cem, Alevi ve Bektaşi topluluklarının bir dede ya da baba önderliğinde bir araya gelerek yaptığı temel toplu ibadettir. Kadınlar ve erkekler ceme birlikte katılır. Sözcük Arapçada toplanmak, bir araya gelmek anlamına gelir. Âyin-i cem, cem erkânı, Kırklar cemi, Erenler cemi ve muhabbet cemi gibi adlarla da anılır. Cem; dua, deyiş, nefes, semah ve lokma paylaşımını bir araya getiren sazlı sözlü bir zikir ve sohbet toplantısı olarak tanımlanır. Bazı araştırmacılar ise cemi bir tarikat zikir âyini olarak nitelendirir. Araştırmacılar cemin toplumsal işlevlerine de dikkat çeker: küskünler barıştırılır, anlaşmazlıklar çözülür ve dede ahlaki öğütler verir.

Kökenine ilişkin görüşler

Alevi anlatısına göre cem, Hz. Muhammed’in Miraç dönüşünde katıldığına inanılan Kırklar Meclisi’ne dayanır. Her cem bu meclisin yeniden canlandırılması olarak görülür. Akademik literatürde başka açıklamalar da vardır. Bazı yazarlar cemi İslam öncesi Türk topluluklarının kadınlı erkekli dinsel toplantılarıyla, bazıları da eski Anadolu kültleriyle ilişkilendirir. Araştırmacılara göre cemin ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir. Cemin sistemli biçimde icrasının Şah İsmail dönemine kadar izlenebildiği görüşü de ileri sürülmüştür.

On iki hizmet

Cem, On İki İmam’a nispet edilen on iki hizmet üzerinden yürütülür. Yaygın listelerden birinde bu hizmetler şöyle sıralanır: cemi yöneten dede (mürşit), rehber, peyik (davetçi), bekçi (kapıcı), gözcü, iznikçi (meydancı), zâkir, ferraş (süpürgeci), çerağcı, sakka, pervane (semahçı) ve sofracı (kurbancı, lokmacı). Ancak hizmetlerin adları, sırası ve kimi zaman içeriği bölgeden bölgeye, ocaktan ocağa değişir. Örneğin bazı yazarlar semah hizmetini dokuzuncu, bazıları onuncu sırada sayar, bazı listelerde ise pervane hiç yer almaz. Bazı kaynaklar, on iki hizmet yerine getirilmeden cemin gerçekleşmiş sayılmadığına inanıldığını aktarır.

Cemin işleyişi

Cem çoğunlukla perşembeyi cumaya bağlayan gece yapılır. Katılanlar önceden abdest alır ve imkânlarınca lokma getirir. Düşkün sayılan kişiler ceme alınmaz. Kaynaklarda aktarılan genel bir sıralamaya göre dede meydana gelip dua eder ve cemaatin rızası alınır. Dargınlar barıştırılır, canlar birbirinden rızalık alır. Ardından hizmet sahiplerine sırayla dua verilir, çerağ uyandırılır, kurban ve lokmalar dualanır. Cemin sonraki bölümünde düvazimam, tevhid ve miraçlama okunur, semah dönülür. Semahlar genellikle cemin sonlarına doğru yer alır. Cem dualarla ve lokmaların paylaşılmasıyla sona erer. Bu sıralama da yöreye ve ocağa göre farklılık gösterir. Kent Bektaşiliğinde ise cemlerde semaha yer verilmediği belirtilir.

Cem türleri

Cemler yapıldıkları zamana ve amaca göre çeşitlenir. Kaynaklarda sık anılanlar şunlardır: yola girişin yapıldığı ikrar cemi, yola girmiş kişilerin yılda bir kez sorgudan geçtiği görgü cemi, iki ailenin yol kardeşliğini ilan eden musahiplik cemi, birlik ve bereket için yapılan Abdal Musa cemi, Muharrem ve Hızır oruçlarından sonra yapılan cemler, ölen kişi adına helalleşme amacıyla yapılan dardan indirme cemi ve düşkünlük kaldırma cemi. Hangi cemlerin yapıldığı ve nasıl adlandırıldığı ocaklara göre değişir. Hızır orucunun kaç gün tutulduğu gibi ayrıntılarda da farklı uygulamalar vardır.

Mekân ve günümüzdeki durum

Tekke, zaviye ve dergâhlar geleneksel cem mekânlarıydı. Bunların bulunmadığı köylerde cemler genellikle dedenin ya da bir talibin yeterince büyük evinde toplanılarak yapılırdı. Bu mekânlar bölgeye göre meydan evi, niyaz evi, Kırklar meydanı ya da büyük ev gibi adlar alırdı. Kırsaldan kente göçle birlikte cemler dernek ve vakıflarda yapılmaya başlandı ve “cemevi” adı yaygınlaştı. Araştırmacılar bu adın yaygınlaşmasını farklı dönemlere, 1970’lerden 1990’lara uzanan bir aralığa yerleştirir. Kentleşmenin geleneksel dede-talip ilişkisini zayıflattığı ve cem uygulamalarını dönüştürdüğü de vurgulanır. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması Türkiye’de uzun süredir tartışılan bir konudur.