Pratique
Cet article n'est pas encore disponible en français. Vous consultez la version turque.
Musahiplik
Tanım
Musahiplik, Alevi geleneğinde kan bağı bulunmayan iki kişinin, eşleriyle birlikte, birbirine dünya ve ahiret kardeşi olacağına söz vermesidir. Kelime Arapça “sohbet” kökünden gelir ve sohbet arkadaşı, yakın dost anlamı taşır. Söz, bir dede, pir ya da mürşit huzurunda ve topluluğun önünde, genellikle musahiplik cemi adı verilen bir törenle verilir. Bağın ölüme kadar sürmesi beklenir.
Kurumun adı ocaktan ocağa değişir. Yol kardeşliği ve ahiret kardeşliğinin yanında can kardeşliği, ahretlik, sağdıçlık, bilazerlik gibi adlar da kullanılır. Kentli Bektaşi çevrelerinde yola girişi anlatmak için daha çok “nasip alma” deyimi tercih edilir.
Yükümlülükler
Musahip olan aileler birbirine maddi ve manevi destek olmayı üstlenir. Kaynaklarda sayılan yükümlülükler arasında birbirinin evine ve malına açık olmak, çocuklarını gözetmek, zor günde yardıma koşmak ve biri öldüğünde geride kalanlara sahip çıkmak yer alır. Musahipler birbirinin kusurundan da sorumlu tutulur. Bu yüzden birinin işlediği bir suç öbürünü de düşkünlüğe sürükleyebilir.
Musahip ailelerin çocukları da birbirine kardeş sayılır ve aralarında evlilik genellikle yasaktır. Bununla birlikte bazı bölgelerde bu yasağın uygulanmadığı da bildirilmiştir.
Koşullar
Musahip olacak kişilerin birbirini iyi tanıması, aynı yerde yaşaması ve toplumsal durum bakımından denk olması beklenir. Evli olma şartı bazı topluluklarda, örneğin Tahtacılarda ve Gözükızıl Ocağı’nda aranırken, başka yerlerde bekârların da musahip olabildiği aktarılır. Yaş konusunda kesin bir kural yoktur. Bazı araştırmalar 18–20 yaşları en uygun dönem olarak anar, başka kaynaklar yirmili yaşlardan söz eder. Dönmez ve arkadaşlarının saha çalışması, yaştan çok kişinin olgunluğunun gözetildiğini ve buna rehber ile mürşidin karar verdiğini aktarır.
Bazı ocaklarda bir kişinin cemlere tam olarak katılabilmesi için musahip tutmuş olması gerekir. Örneğin Ardahan’ın Damal yöresindeki Gözükızıl Ocağı üzerine yapılan bir çalışmaya göre, musahip olanlar her yıl dedenin önünde görgü cemine girerek bir yıllık yaşamlarının hesabını verir.
Kökeni
Gelenek musahipliği çoğunlukla Hz. Muhammed’in Medine’de kurduğu kardeşlik (muâhât) ile Hz. Ali’yi kendine kardeş seçmesine dayandırır. Bazı Buyruk metinleri ise kökeni Gadîr-i Hum olayına ya da miraca bağlar. Bazı yazarlar Kırklar cemini de anar. Araştırmacılar ayrıca eski Türk topluluklarındaki and içme geleneklerine ve Ahilik-fütüvvet geleneğine dikkat çeker. Bu kökenlerden hangisinin belirleyici olduğu konusunda görüş birliği yoktur.
Gelenekler arasındaki farklar
- Musahiplik Alevi şemsiyesi altındaki bütün ocaklarda bulunmaz. Bulunduğu ocaklarda da biçimi farklıdır. Kimi ocaklarda musahip tutmak yola girişin kendisi sayılırken, kimilerinde zaten ikrar vermiş iki aile sonradan bu bağı kurar.
- Bektaşi geleneğinde musahiplik genel olarak yaygın değildir. Bazı araştırmacılara göre özellikle Babağan kolunda yer almaz. Bazı araştırmacılara göre Tahtacılar gibi kimi Alevi topluluklarında musahiplik inancın merkezinde yer alır; ancak Mersin Tahtacılarının bir kısmında uzun süredir uygulanmadığı da bildirilmiştir.
- Musahipliğin bir kez kurulabileceği ve bozulursa yenilenemeyeceği görüşü yaygındır. Öte yandan ölüm ya da erkâna uymama gibi durumlarda yeni bir musahiplik kurulmasına izin veren uygulamalar da görülmüştür.
- Göç, kentleşme ve sekülerleşme, musahipliğin dayandığı köy ve ocak yapısını zayıflatmıştır. Bu nedenle kurum pek çok yerde artık eskisi gibi uygulanmamaktadır. Kurumun nasıl süreceği araştırmacılar arasında açık bir soru olarak tartışılmaktadır.